ANNE-BABA OLMAK SORUMLULUK VERMEKTİR,
TÜM SORUMLULUĞU ÜZERİNE ALMAK DEĞİL – 4

SORUMLULUK: BU İŞİN İÇİNDE BİR OYUN VAR! 

Haftalardır “SORUMLULUKLARINI ÇOCUKLARINIZA GERİ VERİN” diye başınızın etini yiyorum. Bunun kolay olmadığını biliyorum. Biraz siz direndiğiniz, biraz çocuğunuz direndiği için. Haksız da sayılmazlar. Arkadaşıyla mesajlaşmak dururken, legoyla kule yapacakken, bebekleriyle evcilik oynamak varken neden kalkıp da odalarını toplasınlar, sizin yemek yapmanıza yardım etsinler, alış verişe gitsinler ya da yaz tatilinde çalışıp para kazansınlar…
Neden dersiniz? Çünkü tüm bu sorumluluklar ne kadar sıkıcı görünürse görünsün onları eğlenceli yapmak elimizde… E-Lİ-NİZ-DE… Kim eğlenceli bir şeyler yapmaya hayır diyebilir ki?
Öncelikle içinizdeki çocuğu uyandırmanız gerek. Gözünüz korkmasın hemen, o zaten bir göz kırpmanızı bekliyor. Geçin aynanın karşısına, en kocamanından bir gülücük gönderin ona. Yüksek sesle aynada kendi gözlerinizin içine baka baka, “Günaydın. Bugün birlikte çok eğleneceğiz. Hem seninle hem benim haylazla!” deyin. Hooop! İçinizdeki çocuk yanı başınızda.
Yaşı kaç olursa olsun, hangi çocuğa sorsanız günlük işlerin eğlenceli olmadığını aksine fazla sıkıcı olduğunu söyler. Hatta kimi çocuk onları yapmak yerine ödevlerini yapmayı bile tercih eder. Ama çocuklarınızın okuldan eve koşa koşa işbaşı yapmak üzere dönmesini sağlayabilirsiniz. Biraz abarttım. Tamam. Aslında bunun hiç de zor olmadığını anlatmak istedim.
İşte size birkaç ipucu. Çocuğunuzun yaşına, becerilerine, ilgi alanlarına göre bunları istediğiniz gibi eğip bükün ve kendi “GÜNLÜK OYUNLAR”ınızı yaratın… Buna başlamadan önce her aile bireyine uygun, çocuğunuzun da üstlenmek isteyeceği işlerin bir listesini ÇOCUĞUNUZLA BİRLİKTE çıkarın. Çocuklarınızın neler yapabileceği konusunda kararsızsanız bu listeler yardımcı olabilir
GÜNLÜK İŞLER + GÜNLÜK OYUNLAR = KEYİFLE YERİNE GETİRİLEN SORUMLULUKLAR
SORUMLULUK ALMAK BİR KEYİFTİR:
En sıkıcı işler, en eğlenceli görevler haline geliyor…
Kısa çöpü çeken, bulaşıkları yıkar…
Şaka tabi ki. Kısa çöpü çekmek yok. Sadece çubuklardan birini seçeceksiniz. Hani şu tahtadan dondurma çubukları var ya işte onlardan alın ya da dondurma yedikçe atmayın, biriktirin.
Aileden herkese çubuklarını koyması için kaplar hazırlayın. Kavanoz, karton bardak, eski kalemlikler, küçük saksılar… Bu kapları herkes istediği gibi süslesin ve üzerine ismini yazsın (işe koyulmadan önce çocuğunuzla yapacağınız bir aktivite fikri de önermiş oldum). Dikkat! Babalar da buna dahil olmalı. Ailede herkesin sorumlulukları var, öyle değil mi?
Şimdi herkes tahtalarının bir yarısını seçtiği renge boyasın. Her bir tahtanın boyasız olan kısmına hazırladığınız listeden birer “günlük iş” yazın. Herkes bir çubuk çeksin ve çıkan işi yapsın. Çubukları çekerken biraz heyecan yaratın. Herkes bir başkasının ne iş çektiğini tahmin etmeye çalışsın mesela. Kim kime yakın ya da kiminle çalışabilecek biraz fikir üretin. Herkes çektiği işi yapmak için nelere ihtiyacı olacağını anlatsın. Diğerleri işi tahmin etmeye çalışsın. Tamam kabul, bu küçük yaşlar için daha uygun. Ama inanın bir ergen bile babasının çektiği çubukta yazan işi merak eder ve babasının bu işi nasıl yapacağını görmek için can atar… Haksız mıyım? İşte ergen için de eğlence burada saklı…
Çubuklar yerine kartlar, zarlar, tablolar, vb… hazırlayabilirsiniz. Zar atın, kart çekin, gözünüzü kapatıp listede bir yere parmağınızı koyun ve işinizi seçin… Sonrasında jüri heyeti oluşturup, yapılan işleri puanlayabilir, hafta boyunca en yüksek puanı alan aile bireyi için minik bir kutlama töreni bile yapabilirsiniz. Velhasıl oyunu kendinize göre şekillendirebilirsiniz.
Sıra “günlük oyun”da… Çubuk çektik, aman ne eğlenceli değil tabi ki.
Buradan sonra lafı uzatmadan, fazla detaya girmeden örnekler vereceğim. Çubuk, zar, kart seçenekleri gibi aşağıdaki fikirleri kendi ailenize göre uyarlayabilirsiniz…
Çocuğunuza “günlük işin” nasıl yapılacağını “günlük bir oyun”la öğretmelisiniz.
Hatırlarsanız 14 yaşındaki çocuğunuza daha önce yatağını nasıl toplayacağını göstermediyseniz bunu bildiğini varsayamazsınız demiştim. Her işi anlatmanızda fayda var. Ama tabi bunu “ders verir” bir tarzda yapmayın. Yatağını toplamasını öğretmek istiyorsanız, örneğin “Hastanede yatak çarşaflarının köşelerini nasıl yaptıklarını biliyor musun?” diye sorduğunuzda yatak toplamaktan bahsetmemiş olacaksınız. Siz bir köşeyi yaparken o seyredecek, diğer 2 köşeyi birlikte yapacaksınız, sonuncuyu o kendi. Olmadı sonraki gün bu oyuna devam. Ergen için hastane örneğini vermeyin de sevdiği bir pop star’ın televizyonda evini gösterdiklerini ve onun çarşaf köşelerini özel bir şekilde katladığından bahsedin mesela. Aynı iş, farklı yaşlar, farklı çocuklar, çocuğa özel çözümler…
Rekor denemeleri!
Bu sabah çocuğunuz yatağını ne kadar sürede topladı? Siz ne kadar sürede topladınız? Haydi yarın rekorunuzu kırmaya çalışın. Sonraki gün de, daha sonraki gün de… Bulaşık makinesini boşaltma, oda toplama, çamaşırları katlama, alış veriş listesi hazırlama,… Neredeyse her şey için rekor denemesi yapabilirsiniz. Ergen için mi? En sevdiği şarkıyı açın, şarkının kaçıncı saniyesinde bitirecek diye bakın. Dans ederek toplayın… Bilemem ki. Çocuğunuz ne sever? O yatağını toplama rekoru kırmaya çalışırken, siz de onun en sevdiği İngilizce rap şarkısının sözlerini ezberlemeye çalışın.
Müzik ruhun gıdasıdır ve partiyi çağrıştırır…
Bir “günlük iş” yapılırken birlikte söylenecek şarkının keyfinin yerini başka bir şey doldurur mu? Sözlerini siz yazdınız, çocuğunuz besteledi… Bir de saç fırçasından mikrofon… Ergen için karaoke oynayarak deneyin… Ya da siz rap sözü yazmaya çalışın… Olmaz mı?
Takdir! Takdir! Takdir!
Bir yatak toplamak için neler yaptınız neler? Pestiliniz bile çıkmış olabilir. Çocuğunuzun yaptığı işi mutlaka takdir edin. Kesinlikle çocuğunuz bir işi yaptığı zaman ardından aynı işi siz yapmayın! Ve unutmayın sorumluluğunu yerine getirdiği için ödüllendirmek yok (hatırlamak için tıklamak ister misiniz? ). E ne yapacaksınız? Zamane çocukları çok zor. Nasıl ki siz işinizi yapınca kendinizi bir fincan kahve, bir bardak çayla ödüllendiriyorsunuz o zaman işler bitti bir yorgunluk içeceği, pastası, meyvesi, … İyi gider değil mi? Ama önce teşekkür. En iyi o gider çünkü.
İş zamanı = aile keyfi
Çamaşırları toplamak çocuğunuzun listesinde mi? Bunu yalnız yapmak zorunda değil. Eskiden annenizle yaptığınız gibi tutun çarşafı iki ucundan çekiştire çekiştire katlayın birlikte. Hatta eğer birden fazla çocuğunuz varsa gruplara ayrıldığınızda, rekor denemelerini grup halinde yapabilirsiniz. Bir hafta sonunda kaybeden grup rekoru kıran grubun bir işini gelecek hafta yapmak zorunda kalabilir. İş bittiğinde de yorgunluk çayını geçen hafta rekor kıran takım hazırlayabilir… Dedim ya bu oyunlar için olasılıklar sonsuz, her şey hayal gücünüzle sınırlı. Ve çocuğunuzu ne kadar iyi tanıdığınızla.
Çocuğunuzun yaratıcılığının önünü açın…
O iş sizin düşündüğünüz gibi yapılmak zorunda değil… Duş kabininin camları ille de ele eldiven geçirilip temizlik gününde temizlenmek zorunda değil. Bırakın çocuğunuz duşta banyo yaparken köpük köpük temizlesin. Suyla oynamayı sevmeyen var mı? Oyuncaklar ille de sizin dediğiniz gün mü ayıklanmalı? Şöyle bir doğum günü, yılbaşı gecesi öncesini, yani hediye gelecek bir döneme yakın bir günü seçin, bakın odasında yer açmak için nasıl da uçarak çalışıyor.
Define avı!
Her yaşa uygun. Ergenlere bile… sadece onların defineleri farklı olacak. Çocuğunuzun yapacağı işlerin yerine göre “hazineler” saklayın. İşlerini yaptıkça bulsun. Unutmayın bunlar ödül değil. Ergen için o haftanın harçlığını parça parça saklayabilirsiniz. Ya da gitmesine izin verdiğiniz bir konserin biletini bulabilmesi için ipuçları yerleştirebilirsiniz. Küçük çocuklar için hazine fikri bulmanız zor olmasa gerek.
Yine, yeni, yeniden…
Yeni şeyler öğrenmek her zaman keyiflidir. Bir de bunu eğlenceli bir şekilde yapıyorsanız. Çocuğunuz bir işte ustalaştıkça, bir yenisini ekleyin. Hem ona çok yüklenmemiş olursunuz hem de rutinin sıkıcılığıyla burun buruna gelmeden bu işi halletmiş olursunuz.
Hayat bir tiyatro sahnesi değil mi? Eviniz de öyle olsun…
Çocuğunuzun sevdiği bir karakteri seçin. İsterse onun gibi giyinsin. Bir yandan işini, bir yandan da seçtiği karakter bu durum karşısında ne yapardı onun rolünü yapsın, onun gibi konuşsun. 14 yaşındaki kızınız yatağını toplarken en sevdiği pop starın ağzından yatağını nasıl topladığını anlatsın. Ya da oğlunuz maç spikeri gibi her köşeyi düzelttikçe goooool diye bağırsın… Basket sevenler için de kirlileri kirli sepetine basket atmak da zevkli olabilir.
Kız işi, erkek işi yoktur!
Sevdiğin işi yapmaktan daha keyifli bir şey olabilir mi? Oğlunuz düğmesini dikmek istiyorsa bırakın diksin. Yeter ki buna siz cesaret edin. İğne batarsa kan kaybı olmuyor, merak etmeyin. Olmadı “iğne battı, canımı yaktı, tombul kuş” söylersiniz birlikte… Kızınız da tamir işlerinden hoşlanıyor olabilir. Ne güzel işte!
Sizin tarzınız değil, onun tarzı!
İlk kez yaprak sarması yaparken annesi “aşağıdan yukarıya doğru sarma, yukarıdan aşağıya doğru sar” dediği için yaprak sarma yapmayan bir arkadaşım var. Hangi yöntem doğru? Şimdilerde hangimiz yaprak sarma yapıyor demeyin. Bu sadece bir örnek.
Piaget’nin dediği gibi “Oyun, çocuğun işidir”. İşin sırrı, işin içindeki oyunu görmek! Sonrası? Keyifle oynarken işleri yapıvermek. Dahası çocuğunuz için sorumluluk üstlenerek kendini değerli hissetmek, kendine güvenmek; sizin için sorumluluk verebilen anne-babalar olmak ve kendine yeten bağımsız çocuklar yetiştirmek… Hayatta kendine özgü izler bırakmasına fırsat vermek istemez misiniz? Haydi!

KAYNAKÇA

http://workingmoms.about.com/od/kidsactivities/a/8-Ways-To-Make-Household-Chores-Fun-For-Kids.htm
http://www.findananny.net/blog/10-ways-to-make-chores-fun-for-kids/
http://innerchildfun.com/2012/03/10-awesome-ways-to-make-cleaning-fun-for-kids.html
http://www.5minutesformom.com/74417/21-ways-to-win-chore-wars/