ARA
    Biz Kimiz   Hizmetlerimiz   Egitimler   Etkinlikler   Blog   Sizden Gelenler   Basın   Referanslar   İletişim

BEYNİM HENÜZ YAPIM AŞAMASINDA!

 Her an yanında olan, her düştüğünde elinden tutup seni kaldıran, sen mutlu ol diye seni el üstünde tutan annene neler oldu böyle? Neden sana düşman kesildi? Hem de ona en çok ihtiyaç duyduğun bir dönemde… Neden seni anlamıyor şu büyükler? Odanı topla, ödevini yap, ne yaparsan yap ama annene mutlaka haber ver… Ver ki o da sana izin vermesin! 

 
Düşün beynim düşün! Neler oluyor böyle? 
 
 
Hissettiklerin o kadar normal ki! Vücudun nasıl gelişmeye devam ediyorsa, beynin de hala gelişiyor. İnanılır gibi değil, değil mi? Ama ister inan, ister inanma bu gelişim 20’li yaşların sonlarına kadar da devam edecek. Nasıl yani?
 
Beynimizde amigdala adı verilen bir bölüm var. Bu bölüm korku, agresif tavırlar gibi içgüdüsel tepkilerimizi yönetiyor ve erken bir dönemde gelişimini tamamlıyor. Amigdalayı beynin alarm sistemi olarak düşünebilirsin. Oysa beyindeki frontal lobun gelişim süreci ergenlikte de devam eder. Frontal lob ise düşünme, karar verme, muhakeme, öfke, coşkunluk, atılganlık ve diğer duyguları kontrol altına alman için sana yardım eden bölüm… Yakın zamana kadar beynin merkezi sistemindeki gelişiminin yaklaşık 5 yaşlarına kadar tamamlandığı kabul ediliyordu. Ancak artık beynimizin ergenlik çağında büyüme ve gelişimini sürdürdüğü ve 20’li yaşların sonunda gelişimini tamamladığı biliniyor.
 
Şimdi anlayabiliyor musun sana neler olduğunu? Ve anne babanın seni neden anlayamadıklarını? Anlayamıyorlar çünkü onlar da beyinsel gelişimini tamamladığını düşünüyorlar.  Anlayamıyorlar çünkü sen her ne kadar mantıklı davrandığına da inansan aslında elinde olmadan mantıksız, yersiz davranabiliyorsun… Sürekli değişen ve gelişen bir beyinden söz ediyoruz. Vücudundaki değişimler gibi gözle görülmeyen ama hareketlerini, verdiğin kararları etkileyen bir değişimden… Amigdala’nın yani beyninin alarm sisteminin kontrolü elinde tuttuğu bir düşünce tarzından… Tıpkı bir bebeğin ses çıkarıyor diye zile durmadan basması gibi beynin de sana durmadan alarm veriyor. Üstelik bir de 16 yaşına kadar dil yeteneğin de gelişmeye devam ediyor… Durmadan alarm düğmesine basan bir beyin ve derinden hissettiklerini anlatmak istesen de kendini doğru ifade edememen… Doğal olarak sana normal gibi görünen davranışların aslında etrafındaki yetişkinleri çileden çıkarabiliyor. “Arkadaşlarım beni anlıyorlar ama” diye düşünebilirsin. Anlıyorlar çünkü onlar da aynı alarm sisteminin etkisindeler. Aslında ağzından çıkanı kulağın duysa da, söylediklerinin çok mantıklı, geçerli ve anlaşılır olduğunu düşünsen de öyle olmayabiliyorlar. Çevrende küçük çocuklar varsa daha iyi anlayabilirsin. Söyledikleri ve yaptıkları anlamsız, mantıksız olabiliyor değil mi? Seni onlarla eş tutmuyorum. Yanlış anlama… Ama bazen senin davranışların da anne-babana öyle görünebiliyor. Üstelik sen gelmişsin kaç yaşına? Arkadaşlarınla yalnız buluşmak istiyorsun, gece geç saatlerine kadar dışarıda kalabileceğini iddia ediyorsun ama bir de bakmışsın anahtarını almadan evden çıkmışsın, döndüğünde eve girmek için annenin işten dönmesini beklemek zorunda kalmışsın. 
 
Tüm bunları duyduktan sonra biraz olsun anne-babana hak verebiliyor musun? Peki bunlar seni haklı çıkarır mı? Yani beynin hala gelişiyor diye doğru karar alamaz,  doğru-yanlış arasındaki farkı göremez ya da davranışlarından sorumlu tutulamaz mısın? Hala böyle düşünüyorsan annenden arkadaşlarınla yalnız tatile gitmek için sakın izin isteme bence… 
 
 
Neler oluyor bil ki ona göre taktikler geliştir, ona göre davran, ona göre öğren… Peki neler yapabilirsin? Öncelikle yapıştığın o ekrandan başını kaldırıp farklı alışkanlıklar geliştirmelisin.
 
Beynin, aynı kasların gibi egzersiz yaparak gelişebilir
Düşünme kabiliyeti geliştirmek için hareket etmelisiniz. Öyle kımıl zararlısı gibi ekrana yapışmak işleri daha iyi yapmaz. Düzenli olarak yürüyüş yapabilir, basket oynayabilir, pilates yapabilirsin. Ne kadar hareket edersen, beynine o kadar kan gider, bu da oksijen ve enerji demektir! Sağlıklı bir vücut, sağlıklı bir beyin ve sağlıklı bir düşünce sistemine kavuşursun. Fit olman dışında tabii…
 
İyi uyu, iyi düşün
Uyanık olduğun sürece beynin sürekli çalışır. Öylece otursan bile… O gün olanları düşünür, arkadaşınla yaşadıklarını değerlendirir, dinlediğin müziği yorumlar, oynadığın oyuna katılır, hayal kurar, endişe eder… Sürekli koşsan, bir yerde dur demez misin? İşte beyninin de bu molaya ihtiyacı var.  Yeterince uyumazsan dikkatin çabuk dağılır, hafızan seni yanıltır, kötü bir moda girersin, mantıklı düşünemezsin, sayısal yeteneklerin zayıflar, hareket kabiliyetin azalır. Ne mi olmuş yani? Sen bile zaman zaman kendini anlamazken, başkalarının seni anlamasını bekleyemez bir haldesin demektir. Bir an evvel yumuşacık yatağında güzel bir uyku çekmeli ve bunu bir düzene oturtmalısın.
 
Tekrar, hafızayı kuvvetlendirir
Öğrendiklerimizi unutmamak için yavaş yavaş yeni bilgiler edinirken bu bilgileri tekrarlamak gerekir. Öğrenmenin en doğal yolu budur. Konuşmayı da böyle öğrendin, kaşık tutmayı da, giyinmeyi de… Ve bir daha da unutmadın.
 
“Duyular”ını küçümseme!
Bilgiyi, duyularımızla ediniriz. Elektrik sinyalleri ile beynimizin ilgili kısmına gönderir, sonra olayı bir bütün olarak kavrarız. Duyularımız birlikte çalışır. Örneğin, duyduğumuz sesin neye ait olduğunu görürsek ne olduğunu daha iyi kavrarız. Bir koku bizi bir anda geçmişteki bir anımıza götürüverir. Bunlardan neden mi bahsettim? Duyularını bir bütün olarak kullanmaya çalışmalısın. O zaman daha iyi öğrenirsin ve öğrendiklerin kalıcı olur.
 
“Görmek” pekiştirir
Görmek en iyi öğrenme şeklidir. Sözel ya da yazılı bilgiler bir gün uçup gidebilir ama gördüklerimizi unutmamız daha zordur. Çok gezen mi bilir? Çok okuyan mı? Sence? Tabi bunu okumaya gerek yok diye algılama lütfen. Okuduklarını ve duyduklarını ne kadar çok görselleştirebilirsen o kadar iyi öğrenirsin ve öğrendiklerin kalıcı olur.
 
Müzik ruhun gıdasıdır! Bir de beynin!
Müzik “eğitimi” zamansal-mekansal beceriyi geliştirir, kelime hazinemizi güçlendirir, gürültülü bir ortamda bile sesleri ayırt etmemize yardımcı olur, hafızamızı güçlendirir, empati kurmamıza ve olumlu sosyal davranış geliştirmemize yardımcı olur… Kendimi bitkisel vitamin pazarlar gibi hissettim. Ama müziğin beynimizin gelişmesine faydaları saymakla bitmeyebilir. Ama yanlış anlama. Müzik dinlemekten değil, müzik eğitiminden bahsediyorum. Konservatuarda okumaktan değil, bir müzik aletini çalmayı öğrenmekten…
 
Merak et, araştır
Kendi öğrendiğin her şey kalıcıdır. Başkasının öğrettikleri ise silinip gitmeye, helede eğer yukarıdakileri uygulamazsan bir çırpıda unutulmaya mahkumdurlar. Zaten bunun için hatalarından öğrenirsin. Bunun için sıcak birşeye dokunduğunda yanıp, bir daha sıcak şeylere isteyerek dokunmazsın. Öğrendiklerin kalıcı olsun istiyorsan, sana öğretilenle yetinme. Araştır! Bakarsın sevmedim dediğin bir konu aslında oldukça ilgi çekicidir…
 
Evet beynin yapım aşamasında… Onun nasıl şekilleneceği de biraz da sana mı bağlı dersin?
 
 
 
KAYNAKLAR: 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ad Soyad
E-posta adresiniz
Mesajınız
Güvenlik Kodu
GÖNDER