ARA
    Biz Kimiz   Hizmetlerimiz   Egitimler   Etkinlikler   Blog   Sizden Gelenler   Basın   Referanslar   İletişim

ZAMANINI YÖNETEMEYEN DEHB’LİLER ZOR ZAMANLARI NASIL ATLATIR?

 Zaman uçup gidiyor sözüne en çok DEHB’liler inanır sanırım. Bir şeyi kontrol altına alamıyorsanız parmaklarınız arasından uçup gider…

İşte DEHB’liler için zamanın tanımı bu olsa gerek: Parmaklarımın arasından uçup giden şey…

Onca iş var. Hangisine yetişebilirsiniz ki! Hiç birine, bir kısmına, az kısmına, çok kısmına? Daima koşturma halindesiniz, ama her yere de geç kalıyor, eşinizi dostunuzu bekletiyorsunuz.
 
Zamanla sorununuz bununla da bitmiyor, işleri erteliyor, teslim tarihlerini kaçırıyor, bir işe dalıp diğerlerini yapmayı unutuyor, neyin ne kadar süreceğini kestiremiyor, önceliklerini belirleyemiyorsunuz! Aslında hepsinin çözümü var. İşin sırrı programlı hareket edip, parmaklarınızı gerektiğinde kapalı tutabilmekte.
 
O zaman, arasından ne zaman kayar gider, ne de sizin kendinizden beklentileriniz. Evet farklısınız. O zaman farklı yöntemler uygulamalısınız. Ofiste yan masada oturan iş arkadaşınız, karşı masada oturan müdürünüz… Herkes zaten birbirinden farklı. Ama siz daha farklısınız. Hepsi yönetici işlevler yüzünden.
 
Zamanı algılayışınız, reaksiyon zamanınız herkesten farklı. Ve bunu avantaja çevirebilirsiniz. İş zaman yönetimine geldi mi size özel, DEHB’lilere özel taktikler kullanmalısınız. Yani kendi DEHB koçunuz olmalısınız. Tıpkı bir bakıcının çocuğun peşinden koştuğu gibi, siz de kendi peşinizden koşmalısınız, zamanın peşinden değil. Zaten kendi peşinizden koştuğunuzda zamanı yakalarsınız… O kaçıp gitmeden…
 
 
 
Psikiyatr Donald Davis ve eşi DEHB’lilerin zaman algısı üzerine birçok araştırma yapmış. DEHB’liler ve eşleri ile yürüttüğü bir araştırmada(1), çiftlerden 20 yıl önceki, 10 yıl önceki, 5 yıl önceki, bugünkü ve gelecekteki bir yemeği düşünmelerini ve bunu resme dökmelerini istemiş.
 
Eşler geçmiş ve geleceği lineer bir şekilde kafasında canlandırıp resmedebilirken, DEHB’lilerin zaman sırasına sokmakta zorlandıkları, olayları duygularıyla hatırladıkları, çizimlerinde de bu duyguları ifade eden resimler çizdikleri görülmüş. Davis, DEHB’lilerin zamanı bu algılayış şekline “kinestetik” ismini vermiş.
 
Yani aslında DEHB’liler zamanı hissediyorlar, olayların oluş sırasıyla değil vücutlarında yarattığı duygu ile hatırlıyorlar. Bir başka deyişle zamanı görmüyorlar, hissediyorlar. Aslında bu kötü bir şey değil, hatta öncesi ve sonrasını düşünmeden o anı yaşayabilmenin,  hayatın tadını çıkartabilmenin de anahtarı!
 
Ancak günümüz şehir yaşantısında planlardan, programlardan kaçmak da çok zor tabii. Durumunuzu bilir ve gerekli durumlarda ona göre davranırsanız her şey hem sizin hem de çevrenizdekiler için daha keyifli hale gelecektir:
 
 
1- Yapabileceğiniz kadar işi, onları yapabileceğiniz kadar zaman için üstlenin
 
Bir işe bitiş tarihi vermeden önce, elinizdeki işlere bir bakın. Onların zamanlamalarını ve aciliyetlerini kontrol edin. Gerekirse projeler arası zaman değişikliği yapın ve her şeyi baştan planlayın.
 
 
2- Bir iş için onu bitireceğinizi düşündüğünüz süreden biraz daha fazla süre belirleyin
 
Önemli olan söylediğiniz zamanda bitirmekse kendinizi sıkıştırmayın. Unutmayın DEHBli bir yetişkin zaman yönetimi zorlayıcı olabilir. O nedenle kendinize biraz daha fazla süre tanımak iyi olabilir. Zamanla hangi işi ne kadar sürede bitirdiğinizi zaten öğreneceksiniz.
 
 
3- Bitiş tarihini belirlemeniz yetmez. Hatırlamanız da gerekir.
 
Görebileceğiniz yere ya da yerlere bu zaman planınızı asın. Hatırlatmalar koyun. Belki de bilgisayarınızın ekran koruyucusuna şöyle yazabilirsiniz: 30 Nisan - Bitti ya da Sen Bittin!
 
 
4- Projeyi adım adım parçalayın. Her bir adım için bir bitirme tarihi belirleyin.
 
DEHB koçluğu rolünü üstlenmenizin vakti geldi. 2 ayda bitecek bir işin elbette alt adımları vardır. O halde o adımları listeleyin, yanlarına da birer tarih koyun. Şimdi o tarihleri kontrol ederek ilerleyin. Hatırlatmalar koyun. İşte zaman yönetimi sizin için iş başında!
 
 
5- Sorumlu diğer kişiler için bitirme tarihleri belirleyin.
 
Koca ofiste sizden başka kimse yok mu bu işin içine girecek. Şahsen sorumlu olmasa da sizin bilgi almanız gereken birileri de olabilir. O halde kişileri, yapması gerekenleri belirleyin. Belirlediniz mi? Şimdi de bir tarih belirleyin ve takip edin.
 
 
6- Zaman kaybettiğiniz şeyleri belirleyin.
 
Sabah 9.00’da işbaşı yapmak için evden çıkmanız gereken saati belirlerken park bulma, otobüs bekleme, işe yürüme gibi sizden zaman çalan şeyleri de belirleyin. Proje için zaman verirken toplantılar, olası rahatsızlıklar, beklenmedik yeni kısa projeleri de dikkate alın. Keşke her şey planlandığı gibi yürüse ama aksilikler hayatın bir parçası.
 
 
7- Gerekli durumlarda “hayır” demeyi bilin.
 
Hepimiz bazen suçluluktan bazen de kıramadığımız için bizi planlarımızdan alıkoyacak angaryalara evet diyoruz. Otomatik bir “evet” demek yerine “ajandama bir bakayım” diyebildiğiniz an gecikmelerinizin ve koşturmalarınızın da azaldığını göreceksiniz.
 
 
8- “Dur şunu da yapayım öyle başlarım” tuzağına düşmeyin
 
Masaya oturmadan, “bir bardak su alayım” dediniz, su alırken çiçeğin de sulanmadığını fark edip ona su verdiniz. Kenara dökülen suyu silerken kendinizi tüm tezgahı silerken buldunuz… Bu tip durumlar DEHB’lilerin başına sıklıkla gelir. O yüzden “şunu da yapayım” sarmalına girdiğinizi fark ettiğiniz an, her ne yapıyorsanız bırakın ve planladığınız işe dönün.
 
 
9- Zaman her şeye rağmen yetmiyor mu? Yardım alın.
 
Her şeyi de siz yapmak zorunda değilsiniz. İşin ana yükü sizin üstünüzde olabilir ama başkalarına paslayabileceğiniz kısımlar olmadığına emin misiniz? Belki de sunumunuza son rötuşları yapması için departman asistanından yardım alabilirsiniz.
 
 
10- Ara vermekte her zaman fayda vardır.
 
Listeye baktıkça proje üstünüze üstünüze mi geliyor? Ara verin. Vazgeçmekten, yapmamaktan iyidir. Enerjinizi toplarsınız. DEHB’li bir yetişkin için zaman yönetimi molalar da içerir. Ayrıca kim molaya ihtiyaç duymaz ki! Belki siz daha sık mola vermelisiniz.
 
 
11- Çalışmaya başlama ve bitirme saat ve tarihlerine mutlaka uyun.
 
Sabah 9.00, akşam 18.00 arası bir çalışansanız zaten başlangıç ve bitiş saatleri sizin için nettir. Ama bu saatler arası ne yaptığınız da önemli. Yani 9.00’da masa başı yapmanız yetmez. Asıl işbaşı yapmalısınız. Bir de o uzuuuun çalışma saatleri geçmek bilmiyorsa, sadece 4 saat kaldı, ha gayret 3 saat diyerek hem zamanı kendinize hatırlatın hem de kendi kendinizi motive edin. Zaten bol bol da mola vereceksiniz. “Bugün yapmasam da olur, yarın var,” demek yok!
 
 
12- Kendi kendinize konuşun ama teşvik edici olun.
 
Yani söylenmeyin. Zaman yönetimi söylenerek yapılamaz. Neden mi? İnsan daha eğlenceli şeyler yapmaya meyillidir de ondan. Örneğin kendinize “Şu sunumu layıkıyla bir yapayım, çok iyi hissedeceğim”, “Bunu vaktinde bitirebilirim,” ya da sadece “yapabilirim” demeniz modunuzu değiştirecektir. Kendinize DEHBli bir yetişkin için zaman yönetiminin mümkün olduğunu gösterin. 
 
 
13- Kendi kendinize konuşun ama teşvik edici olun.
 
Yani söylenmeyin. Zaman yönetimi söylenerek yapılamaz. Neden mi? İnsan daha eğlenceli şeyler yapmaya meyillidir de ondan. Örneğin kendinize “Şu sunumu layıkıyla bir yapayım, çok iyi hissedeceğim”, “Bunu vaktinde bitirebilirim,” ya da sadece “yapabilirim” demeniz modunuzu değiştirecektir. Kendinize DEHBli bir yetişkin için zaman yönetiminin mümkün olduğunu gösterin.
 
 
       14-Hedef koyun, amaçlarınızı belirleyin.
 
Sadece işiniz olduğu için bir şey yapmak motivasyon sağlamaz. Oysa bir işe başlamak ve bitirmek bir neden yani bir amaç, kısacası motivasyon ister.  Sizin bu proje için motivasyonunuz ne? Terfi mi edeceksiniz? Kendinize duyduğunuz saygı mı artacak? Müdürünüze yapabildiğinizi mi göstermiş olacaksınız? Hadi bulun o nedeni ve sıkı sıkıya sarılın. 
 
Evet, yukarıdaki taktikler zamanı yönetmekte faydalı olabilir. Ama bazen de zamanı izlemek gerekir! Davisler, DEHB’li olmayanlar için de kendi terminolojilerinde Odaklı Dikkat Bozukluğu (Focused Attention Disorder) teşhisini koyuyorlar.
 
“Lineer düşünme şeklinde o kadar ince ince hesaplıyor, planlar yapıyoruz ki, odaklanmaktan işin keyfini sürmeyi kaçırıyoruz.  Bir şey plan dışı gittiği anda, stres oluyoruz. Dolayısıyla arada DEHB’lilerin kinestetik düşünme şeklini ödünç almakta da fayda olabilir,”  diyorlar. Yani iş dengeyi kurabilmekte. Ne dersiniz?
 
Kaynaklar:                                                                                                                                                  
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ad Soyad
E-posta adresiniz
Mesajınız
Güvenlik Kodu
GÖNDER