ÇOCUĞUNUZA MI KONUŞUYORSUNUZ? ÇOCUĞUNUZLA MI KONUŞUYORSUNUZ?

Artık çocuğunuzla konuşmanızın onun gelişimi üzerine etkisini biliyorsunuz. Ama belki de dikkat etmediğiniz şey onunla nasıl konuştuğunuzun da önemi olduğu. Yapılan son araştırmalar çocuğunuzla konuşma şeklinizin onun beyin gelişimini doğrudan etkilediğini gösteriyor. Çocuğunuz konuşmayı öğrenmemiş dahi olsa, kelimeleri öğretmek için kullandığınız resim kartları yerine onlarla konuşmanız, sohbet etmeniz öneriliyor.
4-6 yaş arası çocuklarla yapılan bir çalışmada, gerçekleştirilen testler ve beyin emarı, konuşma sırasında çocukların beyninin değiştiğini, konuşma becerisinin geliştiğini ortaya koymuş. Üstelik ailenin gelir ve ekonomik düzeyi ne olursa olsun sonuç değişiklik göstermemiş.

İşte yaşı kaç olursa olsun asıl önemli olan şu:

Arada ince bir çizgi var. Yani ona bir şeyler söylemek yerine, sohbet etmelisiniz. Aradaki fark açık, değil mi? 1995 yılında yapılan bir araştırma, durumu iyi olan ailelerin çocuklarının, durumu kötü olan ailelerin çocuklarına göre, 3 yaşına geldiklerinde 30 milyon daha fazla kelime duyduklarını ortaya koymuş. Düşünün bir kere. 30 milyon kelime… Hayatınızda nasıl büyük bir fark yaratır.
Yine 1995 yılında yapılan diğer bir araştırmada, araştırmacılar her ay 42 aileyi ziyaret ederek en az 1 saatlik “aile sohbeti” ortamı yaratmışlar. Aile sohbeti sırasında konuşulan konuların ne olduğu ve anne-baba yaklaşımının olumlu ya da olumsuz olduğu konularına dikkat etmişler.  Yaptıkları tüm konuşma kayıtlarını analiz etmeleri tam 6 yıllarını almış. Sonuçlar? Refah düzeyi düşük olan ailelerin çocukları saatte 600 kelime, çalışan anne-babaların çocukları saatte 1200 kelime, meslek sahibi ailelerin çocukları saatte 2100 kelime duyuyormuş. Araştırmaya katılan ailelerin çocukları 9 yaşına geldiğinde okuldaki başarıları da takip edilmiş. Sonuç? Çocuk 3 yaşına gelene kadar kendisiyle ne kadar çok konuşulursa zekası ve iletişim becerileri o kadar gelişiyor, okulda o kadar başarılı oluyor. Peki ya televizyon? Onu hiç sormayın. Yardım etmediği gibi zarar verici bir etkisi olduğu ortaya koyulmuş. Aslında hangi sosyal sınıftan olursa olsun, çocuğuyla konuşan ailelerin çocuklarının okul başarılarının da benzer olacağı sonucuna varılmış.
2008 yılında yapılan başka bir araştırmada, 120 ailede 10 hafta boyunca çocuklarına 16 saat boyunca tüm konuşmaları kaydedecek bir cihaz kullandırılmış. Aile sohbetinin yer aldığı ailelerde 10 hafta sonunda kullanılan günlük kelime sayısı 8000 ila 13.000 arasında (yani % 55 oranında) artmış.
Bakıcılarla yapılan başka bir araştırmada 6 hafta boyunca bakıcıların çocuklarla sohbetlerini kayıt etmeleri sağlanmış. 6 haftanın sonunda bakıcıların kullandığı kelime sayılarında artış olduğu, bunun sonucunda da çocukların kullandığı kelime sayılarında artış olduğu gözlemlenmiş.
Bugün baktığımızda çocukların kelime haznelerini geliştirmek için birbirinden farklı birçok uygulama ve oyuncak olduğunu görüyoruz. Ama sorun şurada. Amacımız çocukları kelime bombardımanına tutmak olmamalı. Aslolan, insan ilişkileri ve sosyal ilişkiler. Bu da “karşılıklı” sohbet etmekten geçiyor. Sadece kelimeyi bilmek iletişim becerisini beraberinde getirmiyor.
Çocuğu ile sohbet eden refah düzeyi düşük bir ailenin çocuğunun dil becerisi, sohbet etme şansı olmayan, sadece kelimelerin uçuştuğu refah düzeyi yüksek bir ailenin çocuğuna göre daha çok gelişiyor ya da benzer dil becerisine sahip olabiliyor. Tüm imkanlarımızı tüm iyi niyetimizle çocuğumuzun gelişimini desteklemek için kullanırken, bazen en basit şeyleri atlayabiliyoruz. Sohbet etmek gibi… Olanaklarınız kısıtlı  ise  çocuğunuzla yapacağınız çok az  şeyden biri  ki -en etkililerinden biri -de sohbet etmek…
Araştırma sonuçları da bunu destekliyor zaten… İstediğiniz kadar kelime bilin, onları konuşmaya dökemiyorsanız bir terslik var demektir. Bir düşünün… Sürekli dinleyen biriyseniz, iletişiminiz güçlü müdür? Peki ya sürekli konuşan sizseniz? Aslında çok basit, değil mi? İletişim karşılıklıdır. Çocuğunuzun iletişim kurabilmesini istiyorsanız onunla konuşmalı, konuştuğunuz kadar da ona konuşma hakkı tanımalısınız. Zaten sohbet bu demek değil mi?
Ayrıca sohbet etmek daha karmaşık bilişsel becerileri de geliştiriyor. Zira sohbet hem konuşmayı hem dinlemeyi gerektirdiği için karşınızdakini anlama ve uygun şekilde cevap verme becerisi de geliştiriyorsunuz.
Yukarıda bahsettiğim 4-6 yaş arası çocuklarla yapılan çalışmada çocuklar ev ortamında takip edilmişler ve sürekli olarak beyin taramaları yapılmış. Sonuç olarak, hikaye dinleyen, sohbet eden çocukların yani daha çok sohbete ya da dil kullanımına dahil olan çocukların duydukları kelime sayısı ne olursa olsun dil testlerinde daha iyi notlar aldığı tespit edilmiş. Beyin taramalarında ise bu çocukların biyolojik beyin gelişimlerinin de olumlu etkilendiği gözlemlenmiş. Yani çocuğunuzla küçük yaşlarda yapacağınız sohbet, beynin biyolojik büyümesini etkiliyor. Alt tarafı sohbet deyip geçmemek gerekiyor. Elindeki tek imkanı sohbet olan bir aile bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde çocuğunun gelişimini olumlu yönde destekleyebiliyor.
Şimdi tüm bu anlattıklarım ışığında bir dikkat edin; çocuğunuza mı konuşuyorsunuz, çocuğunuzla mı konuşuyorsunuz?Sadece konuşuyorsanız, isterseniz nefessiz kalana kadar konuşun, monologdan öteye gitmediğiniz için bunun çocuğunuzun gelişimine katkısı tartışılır. Ama çocuğunuzla kısa kısa sohbetler bile etseniz onun dil gelişimine, iletişim becerisine ve beyin gelişimine destek oluyorsunuz. Kurduğunuz duygusal bağ sayesinde hayatının belki de en zorlu süreci ergenliği daha kolay atlatması, sevildiğini ve değer verildiğini hissetmesi de cabası!

Kaynak:

  1. https://www.weforum.org/agenda/2018/02/how-you-talk-to-your-child-changes-their-brain
  2. https://opinionator.blogs.nytimes.com/2013/04/10/the-power-of-talking-to-your-baby/