DEHB’Lİ BİR ÇOCUKTA BENLİK ALGISI
Tehlike çanları çocuğunuz için çalmadan önce…

Tehlike çanları çocuğunuz için çalmadan önce…
Evet, çocuğunuz ödevini evde unuttuğunda onun bu davranışını anlayamıyorsunuz. Evet, servisi kaçırdığında daha erken kalkmamış olmasına anlam veremiyorsunuz.  Evet, yüz kere, bin kere söylemiş olduğunuz halde günlerdir odasının bir savaş alanı gibi durmasını artık yüreğiniz kaldırmıyor. Artık sabrınız yok… Artık kendinizi tutamayabilirsiniz… Artık çocuğunuza tüm sinirinizi yansıtabilirsiniz…
Hemen derin bir nefes alın. Çünkü aslında bunları yapmak istemiyorsunuz.
Evet, çocuklarla hayat yeterince zorken, DEHB’li bir çocukla hayat içinden çıkılamaz bir hal alabilir. İşte size güzel bir kaynak. Bugün, DEHB’li hayatın üstesinden nasıl gelebileceğiniz konusunda önerilerde bulunmayacağım size. Bugün çocuğunuzun bakış açısına, kendisiyle ilgili hislerine tercüman olmaya çalışıp, sizin ona nasıl destek olabileceğinizden bahsedeceğim.
Ben bir şey beceremem!
Tembelsin!
Beceriksizsin!
İnatçısın!
Aptalsın!
Hiçbir şeyi doğru yapamaz mısın?
Her ne kadar yazılarımda olumsuz ifadeler kullanmamaya dikkat etsem de bu yazıda biraz olsun kullanmam gerekiyor. Çünkü bunlar DEHB’li bir çocuğun sürekli işittiği sözler… Öğretmeninden, arkadaşlarından, hatta zaman zaman sizlerden, onları koşulsuz seven anne-babalarından.
DEHB’li bir çocuk ya da genç, genelde, kendini SÜREKLİ “kötü” hisseder. Yukarıdaki ifadeleri okuduktan sonra nedenini tahmin etmek zor olmasa gerek. Bu sözleri sürekli duyar; ama haksız yere! Çünkü DEHB, hayatının tüm alanlarında, evde, okulda, arkadaş ilişkilerinde tahmin edemeyeceğiniz kadar açmazlar çıkarır onun önüne. Ancak bu olumlu yaklaşım eksikliği, onun kendiyle ilgili olumlu yönleri görememesine, zamanla özgüvenini, öz saygısını kaybetmesine, kendi içine kapanmasına ve işlerin herkes açısından daha da kötü gitmesine neden olur. Anne-babanın azarlamaları, öğretmeninin paylamaları, arkadaşlarının dışlaması… “Yine geç kaldın”, “Yine odanı toplamadın”, “Yine ödevini unuttun”, yine, yine, yine… Etrafındakilerden duydukları sadece bunlarken kendini hep özür diler bulur. Kendini bu şekilde etiketlemeye başlar. “Zaten hiç bir şey beceremiyorum” fikrini kendisi için kabul eder. Bütün bunlara bir de ergenliğin getirdiği hormonal değişiklikler, grup içinde kendini kabul ettirme kaygıları, vücudunda meydana gelen değişikliklerle ilgili endişeler eklenince varın siz düşünün durumun vahametini. “Hem beceriksizim hem de çirkinim! Kimse beni istemez” türevi cümleler kafasında dönüp duran birisi kendini nasıl iyi hissedebilir ki?
Özgüven ve özsaygı kaybı, kendini değersiz bulma… Tüm bunlar depresyona kadar uzanabilir. Asosyal, depresif, madde bağımlısı bir çocuk ile karşı karşıya kalmanız an meselesi haline gelebilir. Durun hemen panik yok! En uç örnekleri, çocuğunuzun hissettiklerinin aslında onun için ne büyük bir yük olabileceğini anlamanız için veriyorum. Siz yanı başındayken zaten buraya varmadan çoktan düzenli bir hayatın kapılarını ona aralamış olacaksınız.Yukarıdaki durumlardan birkaçı sizin çocuğunuz için geçerliyse, aman her zamankinden dikkatli olun. Çocuğunuz kendini değersiz buluyor olabilir. Kendini değersiz bulmak, bir işe yaramadığını düşünmektir. Kendini değersiz bulmak, bir şey beceremediğine inanmaktır. Kendini değersiz bulmak, bir anlamda güzel bir geleceğin başlamadan sona ermesi demektir. Oysa siz onun için ne de güzel bir gelecek hayal ediyorsunuz, değil mi?
O güzel gelecek birkaç adım ötenizde…
Öncelikle çocuğunuzun DEHB’li olduğunu ve DEHB’nin bir kusur olmadığını kabul edin.
DEHB’ye neyin sebep olduğu bilinmese de DEHB’lilerin beyin hücreleri arasında mesajları taşıyan nörotransmiter adı verilen kimyasallarında farklılık olduğu biliniyor. DEHB’li olmak aslında nörobiyolojik yani beyin kimyası ile ilgili bir durum. Çocuğunuzun psikolojisi, akıl sağlığı, bedensel sağlığı gibi durumlardan kaynaklanan bir sebebi yok. İşte DEHB’yi ve DEHB’nin karşısına çıkardığı engeller neticesinde çocuğunuzun kendisini algılama şeklini anlamazsanız, DEHB değil ama siz çocuğunuz üzerinde olumsuz bir etki yaratabilirsiniz.
Her zaman olumluya odaklanın…
Çocuğunuzun yapmadıkları değil yaptıklarını ön plana çıkarın. Evde unuttuğu ödeve değil, ödevini yapmış olmasına odaklanın. Doktor randevusuna geç kalmış olmasına değil, randevuyu hatırlamış olmasına odaklanın… Yapabildiklerini gördükçe, kendiyle ilgili düşünceleri olumlu yönde değişecek, kendine güveni artacak ve diğer zorlukları da aşacaktır.
Kendine saygı her şeyin başında gelir.
DEHB nedeniyle onun yaşadığı zorluklar, sizin hayatınızı zorlaştırdığı için sevginizi ve saygınızı ondan esirgemeyin ve ona kendini saymasını öğretin. Aslında siz ona saygılı oldukça o da kendine saygılı olacaktır. Bu ne mi demek? Başkalarının karşısında ezilip büzülmek yerine dimdik durması demek! Yani başkalarının ona karşı davranış şeklini değiştirmesi demek.
Onu asla endişeleri ile baş başa bırakmayın…
Sizden doğrudan yardım istemesini beklemeyin. O zaten bıraktığı dağınık oda, kaybettiği telefon, unuttuğu başvuru formu ile sizden destek beklediğini söylüyor. Ama siz duymuyorsunuz. Gerekirse bir terapist, koç, ya da başka bir profesyonelden destek almayı ihmal etmeyin.
DEHB’nin arkasına saklanmasına izin vermeyin.
Yetişkin biri olduğunda faturasını ödemeyi unutursa “DEHB’liyim unuttum” dediğinde suyunun kesilmesini önleyebilir mi? Hayır! O halde DEHB’liyim onu yapamadım, DEHB’liyim o yüzden geç kaldım’lar bir mazeret olamaz.
Engelleri aşmak ya da mazeretleri ortadan kaldırmak için taktikler geliştirin
Çocuğunuz için sorun yaratan durumun tekrar etmemesi için, ona uygun bir yöntemi onunla birlikte bulmanız zor olmayacaktır. Sabah uyanamadığı için okula geç kalıyorsa 1 değil 3 farklı saati aralıklı olarak kurun mesela. Şöyle sesi en kötü olanından, 3 adet saat! Okul formasını bulamıyorsa çıkardığı zaman belli bir yere koymasını sağlayın. Ya da… ya da’sını çocuğunuzla birlikte siz bulacaksınız…
DEHB yaratıcılık, azim, kararlılık ve daha fazlasıdır.
Aslında tüm yukarıda saydıklarımız onları aynı zamanda özel de yapan şeyler. Siz çocuğunuzun olumlu özelliklerine odaklanmaya başladıkça, sorun yaratan durumlar için onunla birlikte taktikler ve yöntemler geliştirdikçe, nelerde çok iyi olduğunu tespit edip o yönlerini geliştirmesi için fırsatlar yarattıkça onun da bir bahar dalı gibi açtığını, tomurcuklar verdiğini göreceksiniz. Artık kendini kötülemeyi bırakıp, kendinden emin biçimde hayatta var olmaya çalıştığını göreceksiniz
DEHB, bir kusur değildir. Aksine bir hazinedir. Yeter ki siz o hazinenin farkına varın. Çocuğunuz, henüz hayatının başında bunlarla tek başına baş edebilir mi? Sizin desteğiniz olmadan EDEMEZ. Onu koşulsuz sevdiğinizi gösterin. Gösterin ki o da kendini koşulsuz sevsin. Sevsin ki tüm o olumsuz duyguları öz saygıya, öz güvene dönüşsün. Dönüşsün ki kendi ayakları üstünde duran, DEHB’li hayatının üstesinden kendi başına gelebilen bir çocuğunuz olsun… DEHB’li hayatı onda değil, o DEHB’li hayatında izler bıraksın
KAYNAKÇA

http://psychcentral.com/blog/archives/2014/01/02/10-strategies-for-helping-kids-with-adhd-build-self-confidence/
http://psychcentral.com/blog/archives/2013/07/02/adults-with-adhd-how-to-stop-beating-yourself-up/
http://www.additudemag.com/slideshow/105/

DEHB’li nasıl hisseder resmi için kaynak:
http://www.additudemag.com/adhd/article/9572.html