EMPATİNİN AZI KARAR, ÇOĞU ZARAR

Evet, empatik davranmak harika bir şey… İletişimi kuvvetlendiriyor, birbirini anlayan insanlar ortaya harika sonuçlar çıkarıyorlar. Peki ama empatiyi yaşam biçimi yapanlar zaman zaman bir gönül yorgunluğu yaşamıyorlar mı? Otomatik olarak yaptıkları bu “başkasının gözünden bakma” işi, bir süre sonra empatik davranan için ağır gelmeye başlamıyor mu?

Evet, maalesef geliyor. Çünkü kişi kendisini ikinci plana atıyor, “benim gerçek duygum ne?” diye sormayı unutuyor. Ve bu da bir süre sonra kişide psikolojik bozukluklara yol açıyor.
Özellikle doktorlar, hemşireler, öğretmenler, polisler, koçlar gibi işi gereği “karşısındakini çok iyi anlaması” gereken mesleklerde, kişi dengeyi ayarlayamazsa tükenmişlik sendromunun pençesine düşebiliyor. Ben empati yorgunluğunu daha çok koçlar ve öğretmenler açısından ele alacağım.
İyi bir koç destek verdiği kişileri, iyi bir öğretmen öğrencilerini önemser. Aslında genel olarak çevresini önemseyen kişilerdir. Zaten bu yüzden koçluk ya da öğretmenlik yapıyordular. Koçluk ve öğretmenlik kişilere kendilerini keşfetmelerine ve geliştirmelerine açılan bir penceredir. Her iki meslek de çoğunlukla müthiş bir tatmin verse de kendinizi kaptırıp giderseniz omuzlarınıza taşıyabileceğinizden daha fazla yük bindirir.

  • Onların tam potansiyellerini keşfetmelerini istemek,
  • Hayatlarında bir değişiklik yaratmak,
  • Hayatlarına dokunduğunuz kişilerin üzerinde olumlu bir etki yaratmak
  • Bunu başaramayınca, bunun nedenini hep kendinde aramak
  • Onların sorunlarını kendi sorunlarınız kadar derinden hissetmek, yaşamak

Tüm bunlar tanıdık geliyor mu? Geliyorsa dikkat! İşini önemsemek, değer vermek, işini layıkıyla yapmakla tüm duygusal yükü üzerinize almak arasındaki o ince çizgiyi geçmek üzere olabilirsiniz. Evet, önemsiyorsunuz. Evet, harika bir koç ya da öğretmensiniz. Yaptıklarınızla gurur duymalısınız. Ama “önce ben” demeyi unutmadan… Çünkü “başkalarını ve onların duygularını önemsemek” aslında size kendinizi iyi hissettirmeli, öyle değil mi? Oysa siz yorgun, tükenmiş hissediyorsunuz. Bu şekilde önemsediklerinize istediğiniz gibi destek olmanız da pek mümkün değil.
İşte bu nedenle doktorluk, hemşirelik, öğretmenlik, koçluk ya da benzeri işler yapmak yürek ister. Ama daha çok farkındalık ister. Zira siz çöktüğünüzde, kazanan kimse olmaz. Destek verdiğiniz kişilerin sorunlarının, yaşadıklarının, hissettiklerinin sebeplerini siz ortadan kaldıramayacağınıza göre, kendinizi yıpratmayın. Yıpratmayın ki doğru yolu görüp başkalarının da görmesine destek olabilesiniz. Birilerinin kahramanı olmak istiyorsanız üzerinize daha fazla yük alarak bunu yapamazsınız.
Evet verdikleri sıra dışı desteklerle büyük farklar yaratan birçok koç ya da öğretmen hikayeleri vardır. Kötü etkilenmeyelim, fazla empati başımızı ağrıtmasın diye mesleğimizde karşımızdakinin sıkıntılarına kulağımızı tıkayamayacağımıza göre, denge kurmayı öğrenmemiz gerekli.  Duygularımızı tanımayı, sınırlarımızı belirlemeyi öğrenirsek akıl sağlığımızı korumaya devam ederken başkalarına destek vermeyi de sürdürebiliriz. Yani “empati” düğmemizi bilinçli olarak açıp kapatabiliriz:

  1. Her zaman “önce ben” demeyi bilin. Bu “sadece ben” ile aynı şey değildir. Başkasının gözünden bakarken, kendi merkezinizden kopmayın. Modunuzun düştüğü hissettiğiniz anda, kendi hislerinize yoğunlaşın.
  2. Ne gibi durumlarda gösterdiğiniz empatinin sizi en çok etkilediği konusunda farkındalık kazanın. Neyin sizi etkileyeceğini bilirseniz, kendinizi koruyacak tedbirleri alabilirsiniz.
  3. Bilinçsizce empati göstermek yerine, empati göstermeyi bir tercih haline getirin. İstemsizce, otomatikman gösterdiğiniz empati sizi ruhsal olarak daha çok etkileyecektir.
  4. Bir süre, kendinizi iyi hissettirecek aktivitelere yönelin. Kendi kendinize çözemeyeceğiniz durumlar için mutlaka bir profesyonel destek alın.
  5. Kimsenin hayatında sadece siz yoksunuz. Onların yaşadıkları, hissettikleri üzerinde tek başınıza etkili olmadığınıza göre yükünü tek başınıza taşıyıp, sürekli kendinizi suçlayamazsınız.
  6. Herkesin üstlendiği roller vardır. Siz destek verdiğiniz kişiler ya da öğrencileriniz için anne ya da baba değilsiniz. Bunu kendinize hatırlatın.
  7. Sınırlarınızı belirleyin. Bir koç ya da öğretmen olarak özel hayatınızdan vermeye başladığınızı fark edebilmelisiniz. Önemsemek çok güzel bir duygu ama fazlası herkese zarar.

Tükenmeden önemsemek farkındalık gerektirir: kendinizle ilgili farkındalık, beklentileriniz, ihtiyaçlarınız, istekleriniz… Tüm kalbinizle önemseyerek koçluk ya da öğretmenlik yapmanız harika. Ama kendinizi de önemsemeyi unutmayın. Böylece daha fazla hayata dokunabilir, daha fazla fark yaratabilirsiniz.

KAYNAKLAR:

  1. http://www.cea-ace.ca/education-canada/article/caring-without-tiring
  2. http://national.deseretnews.com/article/3609/Too-much-of-a-good-thing-When-empathy-is-overwhelming.html
  3. http://blogs.psychcentral.com/addiction-recovery/2012/09/too-much-empathy/
  4. http://bigthink.com/praxis/five-reasons-you-should-be-less-empathetic
  5. http://annasayce.com/how-to-turn-off-overactive-empathy/