“ERGENLİKTEKİ DEĞİŞİMLERDEN SONRA HAYATIMIZDAKİ EN BÜYÜK DEĞİŞİKLİK NEDİR BİLİYOR MUSUNUZ?

ÖLÜM! Hal böyleyse eğer, kızımız ya da oğlumuz odasına kapanıp saatlerce yok oluyor, bizimle her konuştuğunda bize öfke kusuyor, bizi beğenmiyor diye şikayet etmeden önce onlar ne gibi bir değişimden geçiyorlar, birlikte göz atalım ister misiniz? Böylece biraz daha onların gözünden bakabiliriz belki.

Çocukluktan yetişkinliğe geçişteki bu ara dönem, fiziksel, hormonal ve mental bir çok değişikliğin bir arada yaşandığı bir dönemdir. Ve unutmayın “değişim” bazıları için zorlayıcı olabilir. Vücudu farklı hormonların etkisindeyken, bırakın bir gün sonrayı anlık duygusal iniş çıkışlar yaşaması bile doğaldır. O hafif çatlak ses tonuyla size diklenmesini, bağırmasını, isyan etmesini kişisel almayın. O sadece “bir birey olarak kendini var etmeye” çalışıyor! Üstelik bir de karşı cinsin olduğunu da fark etti, bir de ona kendini beğendirmek zorunda. Daha kendi kendini beğenmezken!
National Institute of Mental Health’de çalışan Amerikalı doktor Jay Giedd 13 yıldır ergenlik dönemindeki çocukların beyinlerini inceliyor. Bugüne kadar 1800 çocuğun beynini çeşitli aralıklarla MRI (manyetik rezonans imaging) cihazıyla fotoğraflamış. Bu araştırmanın amacı çocukluktan ergenliğe, oradan da yetişkinliğe geçerken beynin geçirdiği evrimleri belgelemek. Bu araştırmadan önce bazı teorisyenler ergenlik döneminin sanayi devrimi sonrasında yaratılmış yapay bir olgu olduğunu, beynin 12 yaşına gelindiğinde gelişimini tamamladığını söylüyorlardı.  Fakat Giedd’in Time dergisine kapak olan araştırması gösterdi ki, ergenlerin beyni tam bir inşaat alanı, öyle ki yapımlar ve yıkımlar 25 yaşına kadar sürüyor. Beyindeki bu karmaşa ergenlerde görülen ve ebeveynlere çok tanıdık gelecek duygusal patlamaları, düşünmeden riske girmeyi, seks, uyuşturucu ve alkolü keşfetme dürtüsünü daha net açıklıyor. Beynin en son gelişen kısmı ön korteks, yani planlama, öncelik belirleme, düşünceleri organize etme, davranışların sonuçlarını öncedentartabilme yetilerini barındıran merkez. Ergenlerin ‘Önce ödevimi yapayım, sonra arkadaşlarımla mesajlaşırım’ sıralamasını bir türlü doğru yapamamalarının sebebi Giedd’e göre işte bu. Doktorlar ergenlerde görülen çevreyi yanlış değerlendirme eğiliminin, ‘öğretmen benden nefret ediyor, kimse beni sevmiyor’ türündeki yakınmalarının da beynin gelişimini tamamlamamasından kaynaklandığını söylüyor (1).
Yani ergenin elinden (beyninden mi demeliyim) bir şey gelmiyor aslında. Bir de kendisiyle çatışan anne-baba, kendi gibi kafası karışmış arkadaşlar, ödev yığan öğretmenler, çekici bulmaya başladığı ve kendini beğendirmeye çalıştırdığı karşı cins, belki de kıskanılan bıcır bıcır bir kardeş… Offff! Ben yazarken kalbim sıkıştı. Ergen kızımız, oğlumuz nasıl baş etsin bunlarla? Tabi ki yine sizin desteğinizle.

  1. Aranızdaki bağı hissetmesi çok önemli. Disiplin kurmaya çalışmak yerine iletişim kurmaya çalışın. Çocuğunuz kendini 10-15 sene sonra nerede görüyor biliyor musunuz? En sevdiği şarkı hangisi? En çok neden gurur duyuyor? Onun için iyi bir gün ne demek? Bu ve bunun gibi sorulara vereceği cevabı biliyor musunuz? Yoksa onu da, sizin kendinizi kaptırdığınız akışa mı çekiştirmeye çalışıyorsunuz? Dürüst olun (kendinize tabi).
  2. Biraz sabır. Reddedilebilirsiniz. Her reddedildiğinizde başka bir iletişim kapısı açın. Ve en önemlisi sarılın. Siz kendinizi kötü hissettiğinizde eşinizin, annenizin ya da bir arkadaşınızın sarılması size iyi gelmiyor mu? E ona da gelir işte. O reddetse bile.
  3. Hiçbir davranışını ya da sözünü kişisel almayın. Regl dönemindeki halinizi hatırlayın bir (babaysanız buna denk gelen bir örnek nasıl verebilirim bilemedim. Siz de eşinizin o dönemini düşünün). İşte o, neredeyse her gününü bu ruh hali içinde geçiriyor. Şimdi ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz değil mi?
  4. Pireyi deve yapıyor değil mi? O halde empati! Sizin için önemsiz olan, onun için hayatın sonu olabilir. O bile bunun nedenini anlayamıyordur belki de. Şöyle derin bir nefes alın. Oksijen nasıl da anlamanıza yardımcı oldu değil mi?
  5. Size saygısızlık etmediği sürece hep sevgi ve anlayışla karşılık verin. Sinirlenmiş bir şekilde karşınızda dikiliyorsa ve sizden aldığı karşılık yalnızca sevgi ve anlayışsa öfkesi geçtiğinde bunu anlayacak ve sizinle olan bağı güçlenecektir. Her şeyin sonu sabır değil mi? Hep de zor olan biz büyüklerin payına düşüyor sanırım.
  6. Sizinle konuşmak istediğinde mutlaka dinleyin… Emin olun bu konuşmalar hep gecenin bir vakti ya da sabahın köründe olacak. Uykusuz kalsanız bile buna değer. O sohbetlerden neler öğreneceksiniz neler.
  7. Arkadaşlarını reddetmek mi dediniz? Cidden mi? Sizden daha da mı uzaklaşsın. Şöyle biraz sağlıklı biraz yaramaz atıştırmalıklar ve güler yüzünüzle hepsinin kalbini kazandığınızda hayatında ne fırtınalar kopuyor nasıl da öğreneceksiniz. Yine sabır tabii. Şıp dediniz mi olmaz böyle şeyler…
  8. Saçı kirliymiş, şortu yırtıkmış boş verin. Kalbi kırık olmasın yeter. Günün birinde zıpkın gibi çıkacak karşınıza. Şaşırıp kalacaksınız. Ya sabır! Evet… maalesef…
  9. Belki de çok uykusuz kalıyordur ve huysuzluğu artıyordur. Evet bebeğinizden değil ergen kızınız ya da oğlunuzdan bahsediyorum. Siz yeterince uyumazsanız huysuz olmuyor musunuz?
  10. Çağımızın hastalığı ekran bağımlılığı da ergen sorunları körüklüyor maalesef. Ekran dışında evde yapacağı keyifli alternatifler üretip ekran süresine sınır getirmelisiniz.
  11. “Her şeyi ben yapacağım, o yine bağrınmaya, odasına kapanmaya devam mı edecek yani?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Baştan söylemiştim “sizin desteğiniz” gerekiyor diye. Maalesef anne-babalık böyle bir şey…Genç bir kadın ya da erkek gibi görünebilirler ama henüz yetişkinliğe tam geçebilmiş değiller. Hala çocuklar aslında. İşte bunu aklımızda tutabilsek belki de sabretme seviyemizi arttırabileceğiz. Biz de etten kemikteniz. Nihayetinde bizim de kötü günlerimiz var. Her an her dakika bu enerjiyi kendimizde bulamayabiliriz. Ama çoğu zaman başarabiliyorsak gün gelecek onlardaki değişimi de fark edeceğiz… Sonra bir de bakmışız çocukluktan tamamen çıkmışlar.
    Kendi kendimize “Ne zaman büyüdü?” diye sorduğumuzda “İyi ki hep yanındaydım” demek “benden uzaklaşmasına neden oldum” pişmanlığından daha güzel bir duygu. Onun hayatında size ait birçok iz olacak. Olumlu izler bırakmak için hadi şimdi derin bir nefes alıp doğru kızınıza, oğlunuza sarılmaya…

http://www.kigem.com/yeni-yetmelerin-hem-kafasi-karisik-hem-kalbi.html
http://www.ahaparenting.com/ask-the-doctor-1/twelve-year-olds-backtalk?A=SearchResult&SearchID=7889045&ObjectID=878854&ObjectType=35
http://www.ahaparenting.com/Default.aspx?PageID=1916099&A=SearchResult&SearchID=7889045&ObjectID=1916099&ObjectType=1