NERDE O ESKİ ÖĞRENCİLER? Eee… ESKİDE KALDILAR… ARTIK ÖĞRETMENLER İÇİN YENİ BECERİLER DÖNEMİ!

Öğretmen Türk Dil Kurumu’nda “Mesleği bilgi öğretmek olan kimse” olarak tanımlanıyor. Bilgi öğretmek? Kime? Neyi? Nasıl? Sizin öğretmeniniz nasıl biriydi? Siz, nasıl bir öğrenciydiniz? Bilmek, öğretmek için yeterli midir? Öğretmenlik akademik başarıyı desteklemek midir? Sadece bildiklerini aktarmak mıdır? Öğretmen olarak, alanınızda sahip olduğunuz bilgi ve tecrübeyi tartışmıyorum; kimse tartışamaz. Ancak ne kadar bilgi sahibi olursanız olun değişen nesil karşısında, farklı bir donanıma sahip olmalısınız. Ele avuca sığmayan Z kuşağı ile karşı karşıya öğretmenler olarak, disiplin temelli klasik bir öğretme yöntemi artık yeterli değil. Bizler belki “otur” dendiğinde oturan, ödev verildiğinde yapan bir nesildik. Belki evin dışındaki dünyayı keşfetmemiştik. Belki de keşfedecek bir şey yoktu. Ama Z kuşağının düşünce ve davranış yapısı onları duvarların arkasına, sınırların ötesine geçmeyi zorluyor. Onlar seksek ya da saklambaç oynamıyorlar. Siyah-beyaz televizyon, kaset, merdaneli makina nedir bilmezler. Hızlı bir dünyaya doğdular. Hızlı düşünüyorlar. Hızlı öğreniyorlar. Ama dikkat süreleri çok kısa. Sosyalleşme ve öğrenme biçimleri bizimkinden çok farklı. Mevcut klasik eğitim ortamları onların ihtiyaçlarına cevap veremiyor, yetersiz kalıyor. Eğitim sistemini kısa sürede değiştirmemiz de mümkün değil. O halde onların akademik, sosyal ve iş hayatlarında başarılı olabilmeleri için gerekli olan becerilerin temellerini ancak siz öğretmenler atabilirsiniz. Nasıl mı? Bu değişime ayak uydurarak… Yani değişerek… Yani yeni beceriler edinerek…
Yeni beceriler edinmek gözünüzü korkutmasın. Çok beylik bir söz gibi duruyor. Oysa sadece koçluk becerisi kazanarak, öğrencilerinizin gerekli hayat becerileri edinmesine yardımcı olabilirsiniz. “Koçluk”, öğrencilerinizle güçlü bir iletişim kurmanızı, sınav-okul-hayat başarısı gibi hedeflere ulaşmasına destek vermenizi,  anne-babaların çocuklarıyla yani sizin öğrencilerinizle kurduğu iletişimi güçlendirmelerine yardımcı olan bir süreç. Koçluk,  aslında bir yol arkadaşlığı. Önyargısız, güven dolu, yönlendirmeyen ve sonsuz destek veren, iletişime her zaman açık bir ilişki.  Koçun,  destek verdiği kişinin hedeflerini belirlemesine, onlara odaklanmasına ve ulaşmasına, gerekirse hedeflerini gözden geçirip değiştirmesine ve çıktığı yolda gerekli becerileri edinmesine yardımcı olduğu ama yönlendirmediği bir yolculuk. İşte sizler, yani öğretmenler öğrencilerinize kendi seçtikleri yolda ilerlemeleri için koçluk ederek, onların kendilerini keşfetmelerine yardımcı olup hayatlarında bir fark yaratabilirsiniz. Kısaca, öğrencilerinizin kendi hayatlarının dümeninin başına geçmelerine destek verebilirsiniz.
İyi de, bu eğitim ve öğrenci koçluğu da nedir? Nasıl fayda sağlar?
Bir okul gününde, öğretmen ve öğrencinin çoğu zamanı sınıf ortamında ders yaparak geçiyor. Öyle değil mi? Ve dersler aslında öğrenciler için yeterince karmaşık olabiliyor. Sadece verdiğiniz bilginin kalitesi, doğru planlama yapmış olmanız değil, öğrenme ortamı, sizin yani öğretmenin öğrencilerle olan ilişkisi de öğrencilerin öğrenme motivasyonunu etkiliyor. Okul yönetimleri, müfettişler öğretme başarınızı, size verilen programı takip edebilmeniz, öğrencilerin aldığı notlar gibi sayısal performans değerlendirmesi üzerinden ölçüyorlar. Öğrenilen bilginin hayata geçirilmesi yani bilginin bir bilgisayarın hafızasındaymışçasına kaydedilmesinden çok, gerçek hayatta kullanılabilmesi noktasında ise bir değerlendirme söz konusu olmuyor. Oysa sadece kaydedilen bilgiler unutulmaya mahkumdurlar; önemli olan o bilginin nerede, nasıl kullanılacağını bilmek ve yeri geldiğinde de kayıtlı olduğu yerden çıkarıp kullanabilmektir. İşte öğretmen olarak öğrencilerinizin hayatında böyle bir fark yaratabilirsiniz. Bu da sadece “öğretmen” olmak yerine “koç öğretmen” olmanızla mümkün.
Yerinde ve doğru uygulandığında koç öğretmenlik, derslerin yani öğrenmenin karmaşıklığının üstesinden gelir, bilgiyi öğrenmekten çok kazanıma dönüştürür. Sizin kişisel gelişiminize katkıda bulunurken, öğrencilerinizin de hayatlarının kaptanı olmalarına yardımcı olur. Size diretilen günlük öğrenim ortamının kuralcılığından sıyrılıp, öğrencilerinizin zihinsel gelişimi ve bilginin uygulanabilir hale getirilmesi üzerine yoğunlaşmanızı sağlar. Yani iyi bir öğretmen (TDK’ya göre bilgiyi aktaran kişi) olmanın yanı sıra bilginin kalıcı olmasını, hayata aktarılmasını sağlayan bir koç, saygı duyulan ve sevilen bir dost olabilirsiniz. Aslında burada TDK nın öğretmen tanımı  yeniden yapmasını  istesek hiç de fena olmaz
Sınav sonuçları tek başına hayat başarısı getirmez. Çok başarılı bir öğrenci, öğrencilik döneminde gerekli hayat becerilerini geliştiremediği için iş hayatında ya da sosyal hayatında başarısız bir kişi olabilir. İşte koç öğretmen olarak siz “başarılı bir birey” yetiştiriyor olacaksınız. Ve bunu AYNI şeyleri FARKLI şekilde öğreterek yapabileceksiniz. Çünkü üstlendiğiniz yeni koç öğretmen rolüyle;

  • Bilgi aktarmaya odaklanmayacak, öğrencilerinize sadece bilgi edindirmeyecek, bilgi kazandıracaksınız
  • Her öğrencinin öğrenme şekline göre hareket ederek öğrenmeyi onlar için kolaylaştıracaksınız
  • Öğrencilerinizin hedeflerini belirlemelerine yardımcı olacaksınız
  • Bu hedeflere ulaşmaları konusunda kendi eksik yönlerini kendilerinin fark etmelerini sağlayacaksınız.
  • Yaptıkları tespitler doğrultusunda yeni beceriler edinmelerini destekleyeceksiniz
  • Bunu yaparken olumlu düşünmeyi öğreteceksiniz. Geçmişte yapılamayanlar geçmişte kalmalı. Öyle değil mi?
  • Üstelik tüm bunları yaparken kararı onlara bırakacaksınız. Onların nasihate değil, yönlerini bulmaya ihtiyaçları var.
  • Hayatı dersten ibaret görmediğiniz için hayatlarının farklı alanlarında değişiklik yapabilmelerine destek veriyor olacaksınız.
  • Zamanla hedeflerine ulaşmak için dışsal motivasyonun yerini içsel motivasyona bıraktığını göreceksiniz. Yani sınava hazırlanmak ve iyi bir not almak sonucunda öğrencileriniz bir sinemaya gitmeyi ödül olarak görmek yerine, sınavdaki başarının verdiği tatminle mutlu olmayı öğrenecek.

Kısacası öğrencilerinizin hayatlarının farklı yönleri arasında denge kurmalarını sağlayacaksınız. Çünkü o ele avuca sığmayan Z kuşağını kalplerinden fethederek öğreteceksiniz. Ne de olsa onlar kendi adlarına karar alınmasını kabullenmeyen, dümenin kendilerinde olmasını isteyen bir nesil… Ve siz koçluk becerilerinizle onların dümenin başına geçmelerini ve istedikleri gibi yön vermelerini sağlayacaksınız.
Siz öğrencilerinizin hayatında değişimi başlattığınızda, bu sizin başarınızı, dolayısıyla okulun başarısını da yükseltecek. Hem öğrencileriniz, hem görev aldığınız okul kazanacak. Ama maddi ve manevi yönden asıl kazanan kişi siz olacaksınız.  Gençlerin hayatından anne babalarından sonra en çok  etkiye sahip olan kişi/meslek  olarak;  öğrenciler için öğretmenden öte bir yere sahip olacak, onların hayatında unutulmaz bir iz bırakabileceksiniz. Okul için vazgeçilmez bir öğretmen olmak da cabası!

 KAYNAKÇA:
http://www.ncl.ac.uk/cflat/news/documents/5414_CfT_FINALWeb.pdf
http://www.kigem.com/cekilin-yoldan-z-kusagi-geliyor.html
http://www.egitimpedia.com/kariyer-ve-insan-kaynaklari/x-y-z-kusaklari