FELSEFE YAPMA DİYENLERE BAKMAYIN, LÜTFEN BOL BOL FELSEFE YAPIN!

Okullar çocuklarımıza ne düşüneceklerini öğretmek yerine nasıl düşüneceklerini öğretselerdi nasıl olurdu? Çocuklarımız küçük yaşlarında, daha ilkokul sıralarındayken hayata bakmanın farklı yolları olduğunu öğrenselerdi? Sadece ailesinin ya da öğretmenlerinin bakış açılarıyla sınırlı kalmasalardı?
Düşünün bir… Sadece kitap okumak bile çocuğunuzun ufkunu nasıl açıyor… Çünkü aslında doğuştan geniş hayal gücüne sahibiz. İşte o yüzden Harry Potter ya da Yüzüklerin Efendisi gibi kitaplar milyonlarca çocuğa ulaşıyor. Uzmanlar bu tarz kitapları severek ve anlayarak okumayla filozof Plato’yu anlamak için aynı beceriye sahip olmak gerektiğini söylüyor. Evet yanlış okumadınız, filozof dedim.
Gelin İngiltere’de ilkokulda felsefe dersine başlayan okullarda yakın dönemde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına bakalım. Bu araştırmaya İngiltere’de 48 okuldan 3000 çocuk dahil edilmiş. Araştırma, 2 yılın sonunda çocukların okuma, okuduğunu anlama ve matematik yeteneklerinin oldukça geliştiğini ortaya koymuş. Aslına bakarsanız araştırmaya başlandığında böyle bir sonuç elde edilmesi de hedeflenmiyormuş. Bu, felsefe derslerinin yan etkisi diyelim. Ve bunlar haftada sadece 1 ders, bakın bir saat bile değil, sadece bir ders felsefe ile varılan sonuçlar: 1 ders felsefe eşittir 2 aylık standart ders! Felsefe, çocuklara daha iyi dinlemeyi, farklı bakış açılarını kabul etmeyi, daha anlaşılır konuşmayı ve fikirlerini daha net ifade etmelerini sağlamış. (1)
Durham Universitesi tarafından 48 ilkokulda 3159 çocuk ile yürütülen başka bir araştırmaya göre gerçek, adalet, bilgi gibi konularda yoksul ailelerden gelen çocuklar felsefe derslerinden daha çok fayda sağlamışlar. Tüm çocuklar, ortalama 2 ayın sonunda çocukların okuma ve matematik notlarının yükseldiği gözlemlenmiş. Daha kötü koşullardan gelen çocuklar için ise elde edilen faydanın çok daha yüksek olduğu, 4 ayın sonunda okuma, 3 ayın sonunda matematik, 2 ayın sonunda ise yazma becerilerinde gelişme olduğu gözlemlenmiş. (2)
Her iki araştırma çocukların akademik alanda gösterdiği gelişimi ortaya koymakla kalmıyor. Sosyal olarak da çocuklardaki gelişim oldukça çarpıcı. Felsefe dersi alan çocukların birbirleriyle ilişkilerindeki yaratılan farkın çok büyük olduğu vurgulanıyor. Oyun oynarken anlaşamadıkları konuları çözümleme biçimleri, birbirlerinin bakış açılarına gösterdikleri saygı, ders esnasında ortaya koydukları farklı fikirler… Hepsi felsefe ile çocukların hayatlarında ve hayata bakış açılarında yaratılan farkı gözler önüne seriyor.
Ve bu sadece haftada bir ders felsefe ile çocukların entelektüel ve sosyal gelişimlerinde yaratılan fark. Sadece haftada bir ders felsefe ile çocuğunuzun hayatında yaratılacak fark ne kadar büyük. Üstelik tek yapılması gereken şey, zaten onun doğasında olan soru sorma becerisini kullanmasına izin vermek. Sonrasında mantık yürütme, daha derin düşünme, kendi bakış açısını oluşturma, başkalarının düşüncelerine saygı gösterme, konuşma, dinleme gibi hayat becerileri doğal bir şekilde gelişecek. Üstelik davranışları olumlu yönde değişeceği için ilişkileri de olumlu yönde etkilenecek.

Tabi şimdi felsefe deyince hepimiz bir adım geri çekilmek istiyoruz değil mi? O ağdalı, zaman zaman bizim bile anlamakta zorlandığımız konuları çocuklarımız nasıl anlayacak?
Onların anlama seviyesine göre hazırlanmış resimli kitaplar, videolar, müzikler ya da resimler ile… Çıtır Çıtır Felsefe serisini duymuş muydunuz? Alıp bir inceleyin, bir fikir edinirsiniz. Ama çocuklara tabi ki felsefi kuramlar anlatılmıyor. Çocuğunuz aşağıda örneklerini verdiğim gibi sorulara cevap arıyor.

  • Arkadaşlar aileden önemli midir?
  • Çalmak doğru mudur?”
  • Yalan söylemenin doğru olduğu bir durum var mıdır?
  • Adınız farklı olsaydı, farklı bir kişi mi olurdunuz?
  • Görünmezlik yüzüğünüz olsaydı ne yapardınız?
  • Bilgisayarlar düşünür mü?
  • Hiçbir şekilde bilemeyeceğimiz bir şey var mıdır?
  • Konuşabilseydi domates yer miydiniz?

Sorular dışında senaryolar da felsefe derslerinde kullanılabilecek yöntemlerden… Örneğin “hayali bir küçültme makinesinde ortadan kaybolana kadar küçülür müsünüz? Gerçekten yok mu olursunuz yoksa kimsenin sizi göremeyeceği kadar küçülür müsünüz?” gibi bir senaryo ile çocuklar daha metafizik sorularına yanıt arayabilirler.
Tüm bunlara yanıt ararken de arkadaşlarının fikirlerini dinliyor, anlıyor, tartışıyor. Farklı bakış açıları olabileceğini doğal bir ortamda öğreniyor, saygı gösteriyor. Ve tüm bunları öğretmen yönlendirmiyor, tartışmalar tamamen çocukların ortaya attığı fikirlerle yön buluyor. Zira diğer derslerde olduğu gibi sorunun doğru cevabı yok, herkes istediği gibi yorum yapmakta serbest. Doğruyu ve yanlışı, iyiyi ve kötüyü öğrenmek için ne kadar doğal ve rahat bir ortam…
Felsefe dersinin müfredata girmesi için zamana ihtiyacımız var. Peki anne-babalar ya da öğretmenler olarak siz neler yapabilirsiniz?
Öncelikle bir adım geride durmaya hazırlıklı olun. Çocuğunuza ya da öğrencilerinize düşünmesi için süre tanıyın ve onun yerine cevap vermeyin, çözüm üretmeyin. Hatta felsefi bir tartışma yaratmak için birden fazla çocuğun ortamlarda ilginç sorular sorun. Çocuklar birbirlerini zorlamayı sever. Böylece oldukça doyurucu, geliştirici bir konuşma ortamı yaratırsınız.
Büyük filozof Descartes’in “Düşünüyorum, öyleyse varım” sözünü bilmeyenimiz yoktur. Düşünen ve böylece “var olabilen” bir nesil için, lütfen bol bol felsefe!

Kaynaklar:

http://www.businessinsider.com/the-case-for-teaching-philosophy-in-schools-2016-3
http://dailynous.com/2015/07/10/benefits-of-teaching-philosophy-in-primary-school/
https://www.theschoolrun.com/philosophy-in-primary-school-how-thinking-skills-will-benefit-your-child