HAYATIN EN ÖNEMLİ DÖNEMİ... Harikalar Diyarında Ergenlik!

Ben gençken, “Yine heyheyleri tuttu,” diye bir söz vardı. Hiç duydunuz mu? Duymadıysanız şöyle anlatayım. Bugünün “Ergen işte,” “Ergen değil mi?” sözleri ile anlattığımız durumlar için kullanabilirsiniz. Ben bu sözü duymaktan hiç haz etmezdim. Emin olun bugünün ergenleri de bu sözleri duymaktan hoşlanmıyorlar. Birlikte çalıştığım gençler, “ergen kelimesinden duydukları rahatsızlığı açıkça ifade ediyorlar zaten. “Ergen olmak” mazereti arkasına sığınmak bazen işlerine gelse de, genel olarak bu kelimenin onları ifade etmediğini, hatta küçümsediğini düşünmeleri kaçınılmaz.
Ne oluyor da bugünün ergenleri, yarının yetişkinleri anlaşılmaz tavırlar sergileyebiliyorlar. Gelin önce ergen beyni gelişimini bir hatırlayalım.
Ergen beyninin gelişimi 20’li yaşların ortalarına kadar devam ediyor. Yapılan çalışmalar artık beyin gelişiminin psikolojik, sosyal ve duygusal gelişim ile bağlantılarını da ortaya koyuyor. Aslında haberler iyi. Çünkü inşaat sahası gibi olan ergen beyni doğru yönlendirildiğinde gencin potansiyeli tam olarak ortaya koymasına yardımcı oluyor. Aslında beyin gelişimini tamamlarken olumlu yönde hızlı bir gelişim, öğrenme ve değişim yaratmak mümkün.
Hal böyleyken neden “ergen” dendiğinde anne-babaların tüyleri bir ürperiyor, neden “ergenim, yaklaşma,” tripleri bu kadar prim yapıyor? Çünkü “ergendir, ne yapsa yeridir,” diye yaklaşmak gibi yanlış bir tarafa çekiliyoruz. Oysa bu yönde gelişimi desteklememiz çok basit.

Öncelikle ergenlik dönemini gereğinden fazla önemsemekten vazgeçmelisiniz…
Bir şeyi kırk kere söylersen gerçek olur derler. Ergenlere günde kaç kere “ergen” yaftası yapıyoruz bir düşünün. Kim olsa “ergenim, yolumdan çekil,” demenin üstüne atlar. Ne müthiş bir özgürlük… Oysa ergenlik, her ne kadar kafa karıştırıcı bir dönem olsa da, gelişim için de bir o kadar fırsatlar sunan ele geçirilmez bir dönem. Öylesine dinamik bir dönemki iki farklı uçta son bulabilir: olumsuz ya da olumlu… Hele bir de ergenliğin verdiği o tutkuyla bunu birleştirmeyi başarabilirseniz kim tutar o ergeni! Yani ergenlik, gence yatırım yapılması gereken önemli bir değişim zamanı.

Sadece ergen beynini suçlamakla bir yere varamayız…
Ergenlik döneminde karşılaştığımız dengesizlikleri, olgun olmayan tavırları, zayıflıkları sadece ergen beyninin halen gelişim içinde olmasına bağlarsak çok yanılırız. Çünkü bu, durumu basite almak olur, olanları halı altına süpürmek olur. Sonuçta gelişimden bahsediyoruz. Yani öğrenmenin, keşfetmenin, yeni şeyler denemenin, sosyalleşmenin, kendi yerini bulmanın müthiş bir doğallıkla gerçekleşebileceği bir dönem… Doğru yönlendirildiğinde doğru yeteneklerin, sosyal ve kültürel uyumun sağlanacağı, yetişkin rollerinin doğru şekilde üstlenileceği, olgun ilişkilerin kurulabileceği, bağımsızlaşılabilecek ilham verici bir dönem. Düşünün bir kere… Çocukluk ile yetişkinlik arasındaki köprüden bahsediyoruz. Kaybedilen bir zaman olamaz. Burada önemli olan ergenin deneme-yanılma ile öğreneceğini kabullenebilmek. Tıpkı bir bebeğin yürümeyi öğrenmesi gibi. Yürümeye çalışırken düşen bir bebeğe bir daha yürümeyi denememesini söylemeyiz, denemesini engellemeyiz. Risk alır, adım atmayı keşfeder, düşer kalkar, sonunda öğrenir. Bir musibet bin nasihatten iyidirsözü bu durumu ne güzel anlatıyor. Öğrenmek birkaç ölçek keşif, birkaç ölçek risk alma, bol bol hata yapma gerektiriyor. Bunu sakinlikle kabul etmenizde fayda var.

Ergen beyninin öğrenme ve gelişme kapasitesini hafife almayın
Öğrenme ve gelişim süreci çocuklukla bitmiyor. Ergenlik dönemi de yepyeni kapıların açıldığı farklı bir öğrenme ve gelişim dönemi. Aslında ergenlik öğrenmenin ve gelişimin ikinci baharı… Sosyal öğrenmenin de gerçekleştiği bu dönem, sosyal kabul/red, saygı değer bulunma/bulunmama, sosyal hayranlık gibi konularda da hassasiyetin başladığı bir dönem… Aslında bunları sıralayınca “tam da bunalıma girme” sebepleri gibi görünse de başta bahsettiğim gibi olumlu yönlendirmeler, ergenliğin doğal alışındaki keşfetme ve risk alma isteği doğru yönlendirilirse ciddi motivasyon kaynağı olabilirler. Ergenin fitili ateşleyecek tutkusunu yakalayıp risk alması için desteklemeniz yeterli. Bardağın dolu kısmını görmekte her zaman fayda var.

Ergenlik dönüşümün anahtarı
Ergenlik yeniliklere en açık olduğumuz dönem. Teknolojiyi kolaylıkla kucaklıyorlar, hatta teknoloji geliştiriyorlar. Teknolojiyi en çok kullanan onlar. Bu da, bağımlı hale gelmedikleri sürece, fırsatlar kapısını aralıyor. Eğitim, sosyal bağlar, yenilik, öğrenme ve daha birçok konuda teknoloji bir adım öteye taşıyor. Toplumsal dönüşüm için müthiş bir kaynak.
Evet, ergenlik belki hem anne-baba için hem de genç için kolay bir dönem değil. Ama abartıldığı kadar da korkunç bir dönem değil. Üstelik her şeyi gencin yararına olacak şekilde yeniden kurgulamak için bir fırsat! Tasavvuf kültüründe çok sevdiğim bir deyiş var  “Bu da geçer ya Hû”. Sıkıştığınız anlarda bu sözü hatırlayın. Öyle değil mi, ergenlik geçecek ancak sizin anne-babalık vazifeniz hala devam edecek! Bir arkadaşım, çocuk sahibi olmayı sürekli daha zor bir level’a geçtiğiniz bilgisayar oyununa benzetmişti: “İçinde bulunduğun aşamayı en zoru zannediyorsun ama sonra daha zoru geliyor”, diyerek. Bu sözü çocuğu ergenken söylediğini belirtmeme gerek yok sanırım. Ergenlikten daha zoru gelir mi, bilinmez ama en azından bu geçici ve fırsatlarla dolu dönemin keyifli yönlerine bakmayı deneyebilirsiniz. Hepiniz için daha rahatlatıcı olacağı kesin

Kaynak:

  1. https://www.weforum.org/agenda/2018/01/we-misunderstand-adolescent-brains-science