Sizdeki Sır - 2. Adım
HERKESİN BİLDİĞİ BİR SİZİN BİLMEDİĞİNİZ:“SİZDEKİ SIR”

Size önce “fark edin” dedim. Kendinize bir ayna tutun ve ilgi alanlarınızı, yeteneklerinizi, istediklerinizi, istemediklerinizi, güçlü ve zayıf yönlerinizi tespit edin dedim. Ettiniz mi?
Şimdi zorlu bir aşamaya geçiyoruz:belirlediğimiz bu listeyi “kabul etmek”. Eminim listeye göz attığınızda bile ama’lar, çünkü’ler, keşke’ler, zaten’ler uçuşmaya başlayacak ortalıkta. O listeye utangaçça iliştirdiğiniz “çok güzel dans ediyorum” maddesi“kalabalık önünde rahat değilim” gerçeğiyle çelişecek. Hemen dans sevdanızı bir kenara atıvereceksiniz, “Zaten kalabalık önüne çıkamam” diyerek!Halbuki evde kendi kendinize dans etmeye ne oldu? Ya da korkularınızı yenmeye?
Unutmayın, cesaret, hiçbir şeyden korkmamak değildir. Cesaret KORKULARIMIZA RAĞMEN o adımı atmaktır.
Yukarıdaki örnekten devam edelim; topluluk önünde rahat değilsiniz. Ee ne var bunda?
Topluluk önünde rahat olmamanız çok doğal ve insani bir duygu. Birçok sanatçının da topluluk önünde pek de rahat olmadığını biliyor muydunuz? Örneğin Türk sinemasının emektarlarından Türkan Şoray. Sonra Barbara Streisand, Bob Dylan. Şu sıralar pek popüler olan Adele mesela; birkeresinde sahneye çıkmaktan korktuğu için yangın merdiveninden kaçtığını itiraf etmiş. Ama onlar tüm korkularına rağmen, kendilerini kusurlarıyla kabul etmiş, şikayet edip bahane bulmayı bırakmış ve harekete geçmişler.(1)
Yapmanız gereken sürekli “topluluk önünde rahat olmadığınız” konusunda ahlanıpvahlanmak ve sırf bu yüzden olamayacakları listelemek yerine, kabul etmek.İngiliz Kralı 6.George’un hikayesini duydunuz mu? Seyretmediyseniz halk önünde konuşma yapmaktan korkan 6.George’u anlatan Kralın Konuşması filmini izleyin derim. Eğer kral 6.George gibi buna mecbursanız geçin o topluluğun karşısına “ben topluluk önünde rahat değilim” deyiverin o topluluğa. Bu sizin özgüveninizi, kendinizi kabul edişinizi gösterir. Toplulukta size karşı güven yaratır. Çünkü tüm doğallığınızla olduğunuz kişi olarak onların karşısında dikiliyorsunuzdur. Olmak istediğiniz kişi gibi değil. Onlar da sizi o şekilde kabul edip, o gözle dinleyeceklerdir.
Gelelim size, o CESUR adımı atıp kendinizi günahınızla sevabınızla olduğunuz gibi kabul edecek misiniz? Unutmayın! Kendinizi olduğunuz gibi kabul etmeniz sizi özgürleştirir, kendinizi yargılamayı bırakırsınız. “Fark etmeniz” için sorduğum beş sorunun cevaplarında olduğu gibi “hayatın (mı?) önünüze koyduğu küçük-büyük bahaneleri” çöpe atıp kendi kendinizin önüne engeller koymayı bırakırsınız.
Ama’larızaten’leri bir kenara atıp harekete geçersiniz. Artık siz kendinizi biliyor ve o şekilde kabul ediyorsunuzdur. Bu sebeple başkalarının ne dediğinin pek de önemi yoktur. Yani çevrenizdekilerin de sizi olduğunuz gibi kabullenmekten başka şansı yoktur.
Ohhhh, direnç göstermeyi bırakınca bakın nasıl da rahatlayacaksınız.
Yanlış anlaşılmak istemem. Sadece beğenmediğiniz, kendinize engel olarak gördüğünüz yönlerinizi “kabul edin” demiyorum; her yönünüzle kabul edin kendinizi! Zayıf ve güçlü yönlerinizle denge kurun hayatınızda.
Yapamayacaklarınızı kabul edip yapabileceklerinizi durmadan tekrarlayın kendi kendinize. Matematikte iyi değilsiniz. Mimar olmak istiyorsunuz. Beyninizi mimar olmak için patlatmak niye? Mutsuz bir mimar olup “hayatın o bahanelerine” sığınmak mı istersiniz? Yoksa sevdiğiniz başka bir şeyi yapıp mutlu olmak, o alanda bir iz bırakmak mı?i
“Beni ne mutlu eder? Ben ne yapabilirim” sorusunu cevaplarken yapabileceklerinizle yapamayacaklarınızı tam olarak tartın. Sonra olduğunuz gibi kabul edin ve sevin kendinizi. Aynı şu küçük kız gibi:

http://www.youtube.com/watch?v=P2ZI-3H2sgU

(1)http://socialanxietydisorder.about.com/od/celebritieswithsad/tp/Shy-Musicians.htm