MÜDÜRÜNÜZ ÖĞRENDİKLERİNİ AKLINDA TUTUP, GEREKTİĞİNDE KULLANAMIYORSA

İşler Bellek Kapasitesini Geliştirecek Egzersizler Yapın
Çoğu okulda öğretmenler artık çocukları bir okul ajandası kullanmaya teşvik ediyor. Özellikle ilkokula yeni başladığı dönemlerde çocuk, ertesi güne yapması gereken ödevi bu ajandaya yazıyor. Böylece o, yapacaklarını toplu olarak görme şansını yakalarken anne-baba da çocuğunun ödev takibini yapabiliyor. Arkadaşımın oğlunun da böyle bir defteri varmış. Anlattığına göre arkadaşım, henüz birinci sınıfta olan oğlunun ajandasını her gün kontrol ediyormuş:  birinci gün bomboş, ikinci, gün bomboş, üçüncü gün bomboş… Sonunda dayanamayıp oğluna sormuş. Cevap şöyle: “E ben AKLIMA yazdım!”  Biraz soruşturunca, iddia ettiği şekilde “ödevleri aklına yazamadığı, not almadığı her bir konunun uçuuuup gittiği ortaya çıkıyor.”
Bunca günlük koşturma içerisinde bir şeyleri atlamamak için minik hatırlatmalardan ya da notlardan faydalanmamız çok doğal.  Hepimizin başına gelmiştir, alış veriş listesi yapmadan market alışverişine gittiysek mutlaka almayı unuttuğumuz ya da fuzuli yere aldığımız bir şeyler çıkar, öyle değil mi? Evet alışveriş ya da günlük yapılacak işler söz konusu olduğunda, notlar almak ve ona göre davranmak hayat kurtarıyor. Not alamadığımız durumlarda ise  “işler bellek” imdadımıza yetişiyor: arkadaşımın oğlu gibi “aklımıza yazdıklarımız” (tabii eğer yazabiliyorsak) gerektiği anda, bulunduğu yerden çıkıp ihtiyaç duyduğumuz bilgiyi bizlere sunuyor.  Yani, işler belleğimiz ya da hafızamız bizim beynimizdeki “ajanda” ya da “post-it notları” görevini görüyor.
Uzmanlar işler belleği, “bilgileri kısa süreli akılda tutmamızı ve bu bilgileri akıl yürütme, kavrama, karşılaştırma, sebep-sonuç ilişkisi kurma gerektiren durumlarda tekrar kullanmamızı sağlayan sınırlı kapasiteye sahip belleğimiz” olarak tanımlıyorlar. Aynı bilgisayarların RAM’i gibi.
Diyelim bir öğretmen öğrencilerinden birkaç aşamalı bir şey istedi.

“Önce kitaplarınızda sayfa 23’ü açın, orada gördüğünüz şiiri defterinize yazın, sayfa 25’teki soruları cevaplayın. Sonra da defterlerinizi benim masama koyun.”  Bütün çocuklar, bu istekleri aynı şekilde anlayamazlar. Bazı çocuklar “Öğretmenim sayfa kaçtaki soruları cevaplayacaktık?” gibi sorular sorup, detaylarla debelenirken, bazı çocuklar harıl harıl öğretmenin söylediklerini yapmaya koyulacaktır. Çocuğunuzun IQ’su istediği kadar yüksek olsun, maalesef araştırmalar çocukların öğrenmesinde işler bellek hafızasının, IQ’dan daha önemli olduğunu gösteriyor.  Yapılan bir araştırmada(1)  sözel ve mantıksal IQ puanı 98 persentilde olan, ancak işler belleği ortalama seviyelerdeki bir çocuğun akademik olarak zorlandığı görülmüş. Sahip olduğu bilgiyi bütünleyemediği için, IQ’su ortalamanın üzerinde olmasına rağmen, okulda yaşıtlarına göre daha düşük bir performans göstermiş.
Çocuğunuzda “İşler Bellek” sorunu olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz?
Bahsi geçen durumlarla çok sık karşılaşıyorsanız bir uzmana danışmanızda fayda var derim.
Hemen üzülmeyin, iyi haber şu, eğer çocuğunuz işler bellek ile ilgili sorunlar yaşıyorsa, bir takım egzersizlerle işler bellek kapasitesini artırmasına yardımcı olabilirsiniz.
Peki Nasıl?
Uzmanlara göre 2 çeşit hafıza bulunmakta:

  • Sözel hafıza
  • Görsel hafıza

Sözel hafızası güçlü olan kişiler, sözel olarak duydukları şeyleri rahatça hatırlarlar. Dil öğrenmede ve birkaç aşamalı komutları hatırlamakta zorlanmazlar. Akademik hayatta çoğu bilgi sözel yolla verildiği için, sözel hafızası kuvvetli olan çocuklar daha avantajlı sayılabilir. Görsel hafızası güçlü olan kişilerde ise bilgiler görsel olarak hafızada kalır. Görsel hafıza, matematik problemleri çözmede, grafikleri ve şekilleri akılda tutmada avantaj sağlar. Siz çocuğunuzun hangi tür hafızasının kuvvetli olduğunu bilirseniz, vereceğiniz desteği ve yapacağınız çalışmaları ona göre şekillendirebilirsiniz.
Çocuğunuzun zayıf yönlerini bilin ama güçlü yönlerine yoğunlaşın
Görsel hafızası güçlüyse, sözel verileri görsele çevirebilirsiniz. Örneğin, bir matematik sorusunu çözmesi için tahta bloklar kullanabilirsiniz.
Zayıf bir yönünü telafi etmesi için onu cesaretlendirin
Bilgileri parça parça verin. Böylece işler belleğinde söyledikleriniz daha az yer tutacaktır. Upuzun bir cümle yerine kısa kısa cümleler. Sözel hafızası zayıf bir çocuğun onca sözü aklında tutmasını bekleyemezsiniz. Hele de önemli konularda bu hataya düşmeyin. Çocuğunuz öğretmeninin kurduğu uzun uzun cümleleri anlayamıyor diyelim. Onu öğretmeninden daha farklı ve kısa cümlelerle konuyu tekrar etmesini istemesi konusunda cesaretlendirin.
Ne işe yarıyorsa onun üstünde durun
Sizin çocuğunuzu tanımanız yetmez. O da kendini tanımalı. Sorun yaşadığı alanlarda işe yarayan yöntemleri tekrar tekrar denemesi için onu yönlendirin.
Her işin bir sırası var
Çoklu, birkaç aşamadan oluşan görevlerden sakının. Önce bir işe konsantre olsun; ardından diğerine. Gerekirse daha sonra ilkine geri dönebilir ama iki işi aynı anda yapmaya çalışmasın. Böylece yapılacaklar listesinin altında ezilip gitmez.
İşin sırrı not almakta
Aklına yazamadığına göre bir kağıda, ajandasına, defterine yazsın.
El hareketlerinin dayanılmaz hafifliği
Neden mi? Çünkü el hareketlerini kullanarak anlatılan bir konuyu, yine el hareketlerini kullanarak tekrar eden çocukların bu bilgileri el hareketleri kullanmayanlara oranla daha çok hatırladığı kanıtlanmış (2).
Oyun oynarken gelişsin
Görsel hafızasını geliştiren kart oyunları, bilgisayar oyunları, takip gerektiren oyunlar, kategori yapma oyunları, sözel tekrar oyunları hep hafıza egzersizi yaptıran oyunlardır. Evde ne hafıza kartı oyunu ne bilgisayar oyunu yoksa, bizim küçükken oynadığımız haritadan soru sormaca oyunu gibi yapabilirsiniz. Hani atlastan bir sayfa açıp inceleriz, arkadaşımız da sonrasında sorar: “şu ülkenin bayrağı nasıldır? Şu ülke nerededir?” gibi. Azıcık hayal gücünüzün de yardımıyla, herhangi bir dergiyi, bulunduğunuz odadaki eşyaları kullanarak bu ve benzeri oyunlar oynayabilirsiniz.
Söyleyeceklerinizi numaralandırın:
“Senden 3 şey isteyeceğim” diye başlayıp bu üç şeyi sıraladığınız bir cümle çocuğunuzun aklına daha çok yer edecektir. Bu, verilen komutu çocuğun bir bütün olarak değil, 3 parçaya ayrılmış şekilde algılamasını ve sonrasında da takibini kolaylaştırır.
Verilen bilgiyi bir duyguyla ilişkilendirmesini sağlayabilirsiniz
Diyelim çocuğunuz coğrafya çalışıyor, Everest’i çalışırken ona dünyanın en yüksek dağına çıkmanın ne kadar zor olabileceğini sorabilirsiniz. Bu, bilgiyi içselleştirerek öğrenmesini sağlayacaktır.
Çocuğunuzu dikkatsiz, ilgisiz diye tanımlamak işin kolay yolu olabilir. Dikkatini toplasa da hafızasında yeterince yer yoksa elinden bir şey gelmez. 1MB’lik bir hafıza kartına 1.1MB’lık bir dosyayı dahi yükleyemezsiniz değil mi? Çocuğunuzu ne yapacağını bilemez halde gördüğünüzde, konuşmaya başlayıp devamını getiremediğinde hafızasında yer açabilmesi için ona yardım edin. E artık bunu nasıl yapacağınızı biliyorsunuz. Haydi iş başına. Sabrın sonu selamettir. Hafızasında olumsuz izler bırakmak yerine, hafızasını geliştirip onun keyifli izler bırakmasına yardım edebilirsiniz.
Bir sonraki yönetici işlev konumuz öz değerlendirme, yani kişinin kendi performansını ölçme ve değerlendirme becerisi.
KAYNAKÇA

Araştırma:

  • http://www.theguardian.com/science/2012/dec/16/tracy-packiam-alloway-working-memory
  • Alibali and Goldin-Meadow 1993; Cook and Goldin-Meadow 2006: http://www.parentingscience.com/gestures.html).