PANİK YOK! SADECE AŞIKSIN!

Ateşler içinde yanar gibisin. Kalbin acıyor sanki. Ama kalp acımaz ki! Seninki acıyor işte.  Onu düşündüğünde bile nefes alıp vermen değişiyor; değişmek ne demek? Nefesin kesiliyor. Kalbin fırlayacak gibi atıyor. Şöyle bir elini tutsa, tutmasına bile gerek yok aslında eli eline değse! Bir de gözünün içine gülümseyerek baksa, şöyle uzuuuun uzun; sonra dudaklarınız birleşse… Bi de sımsıkı sarılsa sana. Hiç bırakmasa. Beynin patlayacak gibi di mi? Gözün açıkken bile gözünün önünde onun hayali. Nereye baksan o, nereye gitsen o… Her çalan telefonda hoplayan yüreğin, ortak arkadaşlarla buluştuğunuzda belki gelir diye bakınmaların, onu aramak için sudan mazeretlerin, evden çıkmadan önce bin kere üst değiştirmen sırf onu görme ihtimalin olduğu için… Her şarkı da onu hatırlatmak zorunda mı canım!
“O gözlerini senden bir kaçırsa, sen aklını kaçırırsın” di mi?
Panik yok! Sadece aşıksın! Ve bu çooook güzel. Başkalarının arayıp da bulamadığını sen bulmuşsun. Şimdi bunu önce kendine itiraf et (hala yapmadıysan), sonra cesaretini topla ve aşık olduğun kişiye itiraf et.
Gençliğimde “Aşk Budur” diye bir çiklet vardı. İçinden “Aşk geceleri yatmadan ve sabah ilk kalktığında onu düşünmektir”, “Aşk hastayken ona çorba yapmaktır” gibi aşkı ve aşk uğruna yapılabilecekleri tarif eden karikatürler çıkardı. Bu sakızlar hala var mı bilmiyorum ama içimizi kıpır kıpır eden, bize “hayatta yapmam” dediğimiz şeyleri yaptıran o sıcacık duyguların halen var olduğunu biliyorum. Senin bu yaşadıklarına anlam veremediğini, normal olup olmadığını düşündüğünü de!
Şu kot markasının reklamını biliyorsun, değil mi? Hani hoşlandığı kızla buluşmaya gidecek olan delikanlı saatlerce ayna karşısında o ilk karşılaşma anında söyleyeceği cümleyi çalışıyor. Genç kız ise, delikanlıya güzel görünebilmek için o kıyafeti çıkarıp öbürünü giyiyor, bir türlü karar veremiyor. Birazcık tanıdık geliyor mu bu kıpır kıpır hazırlıklar? Sonra buluşma anı geldiğinde ise, saatlerce çalışmasına rağmen kızın adını yanlış söyleyiveriyor. Reklamcılar bile bu çok bilindik telaşı kullandıklarına göre, yaa, demek ki bir tek senin başına gelmiyormuş!
Yani paniğe gerek yok: hoşlandığın ve o da seni beğensin diye can attığın kişi karşısında heyecanlanman, elinin ayağına dolaşması, şaşkınca şeyler yapman çok normal.
Peki başka neler normal? Karşılaştığında, aklına geldiğinde kalbinin hızlı hızlı atması normal. Aslında “aklına gelmesi” dedim ama, hiç aklından çıkmaması da normal. Avuçlarının terlemesi, ağzının kuruması, nabzının hızlanması, içinde bir şeylerin hareketlenmesi normal. “Eee her şey normal o zaman” dediğini duyar gibiyim. Hayır, tabi ki tehlike çanlarının çalmaya başladığı alanlar da var:  Örneğin aşık olduğun kişiyi kaybetmekten korkuyor, onsuz yaşayamayacağını düşünüyorsan ve bu korkuların senin günlük hayatını etkilemeye, aranızda huzursuzluklar çıkartmaya başladıysa bunlar normal değil! Aşkın saplantıya dönüşmesi an meselesi olabilir, o çizgiyi aşmamaya özen göstermelisin. Aşık olduğun kişiyi kendi istediğin şekle büründürmeye çalışmak, onun için kendinden ödün vermek hatta değişmek, aşırı sahiplenmek, kıskançlık duymak… Bunlar her ne kadar bazılarınca “çılgın aşık”, “tutkulu aşık” gibi sempatik tanımlarla havalı gösterilmeye çalışılsa da, hem sana hem de ilişkine zarar verecek davranışlar. Aman dikkat, her şeyde olduğu gibi dürüstlük ve samimiyet!
Bir de…. hislerinin ilk günkü coşkusu zaman içinde azalabilir, kalp atışların normale dönebilir. Dur dur, burada da paniğe gerek yok. Bu aşkın doğal süreci! Yan yana sustuğunuzda bile huzur duyduğun, bir sevdiğinin olması ne kadar kötü olabilir?
Tek hatırlaman gereken sevginin, saygının, iletişimin eksik olmadığı güzel hislerin, güzel izler bıraktığı!