Tatilde Pusulayı kaybetmemek :DEHB’li Çocuklar İçin “Esnek Rutin” Sanatı
Uzun zamandır DEHB üzerine çalışan biri olarak bayram tatili yaklaştıkça ebeveynlerin neler hissettiklerini düşündüklerini tahmin edebiliyorum. Tatil başlamadan öncekİ zaman fırtınadan önceki sessizlik gibidir.
Tatilde okulun getirdiği o görünmez sizi destekleyen düzen ortan kalkar. Okul zili sustuğunda, çoğu çocuk için özgürlük başlar. Ancak DEHB li bir çocuk için bu özgürlük, bazen ucu bucağı görünmeyen bir okyanusta pusulasız kalmak gibidir. Okulun sağladığı yapısal iskelet çöktüğünde, DEHB’li beynin yönetici işlevleri (planlama, zaman yönetimi, dürtü kontrolü) daha fazla zorlanmaya başlar. Araştırmalar, DEHB’li çocukların yapılandırılmamış zaman dilimlerinde, akranlarına göre %40 daha fazla odaklanma güçlüğü ve davranışsal problem yaşadığını gösteriyor. Tatil dönemlerinde uyku düzeninin sadece 2 saat kayması bile, ertesi günkü dürtüselliği %25 oranında artırabiliyor. Yani “tatildir, istediği saatte yatsın” düşüncesi, aslında çocuğun biyolojik düzenlemesini zorlaştıran bir durum oluyor. Bu nedenle tatilde pusulayı kaybetmemek gerek….
İşte bu dönemde ebeveynler için zorlukları aşmak adına yapabileceklerinize dair birkaç öneri:
Navigasyon Cihazı Olmak
DEHB’li bir çocuk için rutin, bir yolculuktaki navigasyon cihazı gibidir. Cihaz kapandığında çocuk nerede olduğunu, nereye gittiğini ve ne kadar yolunun kaldığını bilemez. Bu belirsizlik, çocukta “zaman körlüğü” dediğimiz durumu tetikler ve sonuç: Öfke nöbetleri, çatışmalar ve bitmek bilmeyen ekran süreleri.
Ebeveyn olarak göreviniz yolu tamamen kapatmak değil, navigasyonu “yeniden hesaplanıyor” moduna almaktır. Örneğin seyahate çıkıyorsanız yolun “ne kadar süreceğini ne kadar da bir mola vereceğinizi söylerseniz” “ne zaman varacağız? ne kadar kaldı?” gibi sorulara maruz kalmazsınız.
Ebeveynler İçin Stratejik Yol Haritası
- Görselleştirin: DEHB’li beyin uçuşan fikirlerle doludur. Tatil programını mutlaka bir mantar panoda veya buzdolabının üzerinde görselleştirin. “Önce kahvaltı, sonra 1 saat serbest zaman, sonra dışarı” gibi basit bir akış, çocuğun kaygısını azaltır.
- “Düşük Yoğunluklu” Rutinler Kurun: Okul disiplini beklemeyin ama ” sabitleme noktaları” belirleyin. Örneğin; her sabah saat 09:00’da kahvaltı ve her akşam 21:00’de kitap saati gibi değişmez iki nokta, günün geri kalanındaki esnekliği taşıyabilecek bir çapa görevi görür.
- Duyusal Diyet: Tatil, ekran maruziyetinin en çok arttığı dönemdir. DEHB’li çocuklar için ekran, dopamin madenidir. Bu madenden çıkmak zordur. Geçişleri kolaylaştırmak için “5 dakika sonra kapatıyoruz” demek yerine, fiziksel bir kum saati kullanın zamanı görmesini sağlayın. Yeni bir şeye geçmeden geçişten önce birlikte hareket ederek örneğin zıplamak, yada küçük kısa ev içi hareketler yapmak doğal olarak dopamin seviyenizin değişmesine neden olur.
“Sıkıldım” Kriziyle Baş Etmek
Çocuğunuz “Sıkıldım!” diye bağırdığında, bu aslında “Beynim şu an ne yapacağını organize edemiyor, bana bir yapı sun” çağrısıdır. İşte size çok kolay ama hazırlıklı olmanız gereken bir durum: Çocuğunuzla birlikte önceden bir “Sıkıntı Kavanozu” hazırlayın. İçine sıkıldığında yapabileceği aktiviteleri yazın -yaparken bile eğlendiğinizi fark edeceksiniz, çocuğunuz da kendi yapmak istediklerini yazacak ve siz de o sırada nelere sınırlar koymanız gerektiğini göreceksiniz-; “10 dakika Lego yap”, “En sevdiğin şarkıda dans et”, “Balkondaki çiçekleri sula” gibi mikro görevler yazabilirisiniz. Seçimi ona bırakarak hem özerklik tanımış hem de yapıyı korumuş olursunuz.
Tatil çocuklar için zihinsel bir mola dinlenme zamanıdır, bir kaos alanı değil. Amaç mükemmel bir düzen peşinde koşmak değildir, amaç çocuğunuzun ritmine uygun “esnek bir yapıyı” belirli dönemler için yeniden inşa etmektir. Unutmayın, rutinler çocuğu kısıtlamak için değil, onun iç dünyasındaki karmaşayı dindirmek ve güvenli bir liman yaratmak içindir.

