• 0(216) 545 01 54 / 0(543) 224 57 25

Annecim, Babacım, Aşkım…

819 1024 İz Koçluk

Çocukluğumda anne ve babamın bana nasıl hitap ettiklerini düşündüğümde çoğunlukla ismimle olduğunu farkettim. Elbette sevgilerini ifade ettikleri sözleri ve hitapları vardı ancak “annecimler”, “babacımlar” ve “aşkımlar” öyle havalarda uçuşmazdı. Hiç duymadım. Ne oldu da bu kelimeler anne babaların diline pelesenk oldu ve adeta kullanmadıklarında ebeveynlikleri sanki eksikmiş duygusuna kapıldılar. Bu bir moda mıydı da bir başladı ve kartopu gibi büyüyerek dilimize yerleşti.

Bu önemli ve hassas konunun tarihsel ve etimolojik sürecine şimdilik odaklanmayacağım ancak kullanımının çocuklarımız üzerindeki etkileri üzerine hadi gelin biraz konuşalım.

Çocuklarımıza sevgimizi yansıtmanın onların duygusal gelişimlerine pozitif etkisini biliyoruz. Ancak “annecim, babacım, aşkım…” hitaplarını sürekli ve temel hitap şekli haline getirmek ne derece doğrudur birlikte bakalım.

Anne baba olarak çocuklarımıza hitaplarımız en temelde ;

Rol karmaşası yaratabilir:

“Annecim, babacım” gibi hitaplar çocuklarımızı farkında olmadan ebeveyn rolüne yaklaştırır. Çocuklarımız, duygusal olarak “bakım veren” annesi babası gibi hissedebilir. Bu durum psikolojide bazen “rolün tersine dönmesi” olarak açıklanır.

“Aşkım” ifadesi sınırları bulanıklaştırabilir:

Çocuğumuza sevgi göstermek çok kıymetlidir ama romantik ilişkilere ait kelimelerin sık kullanımı, çocuğun ilişki türlerini ayırt etmesini zorlaştırabilir ve kafası karışabilir.

Kimlik gelişimini etkileyebilir:

Çocuklarımızın kendi adıyla ve bir “çocuk” rolüyle var olması, sağlıklı birey gelişimi ve öz benlik için önemlidir.

Ama şunu da eklemekte fayda görüyorum:

Sevgi dolu, güvenli bir ilişkide ara sıra bu ifadeler kullanıldı diye çocuklarımız zarar görmez. Burada sorun olan, bunun sürekli ve ana iletişim dili haline gelmesidir.

Nedir Bu İşin Oluru?

Çocuklarımızla daha sağlıklı bir iletişim için aşağıda bahsettğim yaklaşımlar işimize yarar:

  1. Çocuğumuza ismi ile hitap etmek + sevgi eklemek
  • “Ali, canım benim”
  • “Duygu, seni çok seviyorum”

Burada kazanımımız hem çocuğumuzun kimliğini desteklemiş oluruz hem de sevgiyi net vermis oluruz.

  1. Aile içinde rollerimizi net tutmak
  • Siz ebeveynsiniz, o çocuk.
  • Duygusal yükü çocuğa bırakmamalıyız..

Örneğin:

  • “Benim tek dayanağım sensin”
  • “Ben senin yanındayım, seni korurum / sana destek olurum”
  1. Çocuklarımıza sevgimizi davranışlarımızla göstermek

Sadece kelimelerle değil:

  • İçten bir sarılma ile
  • Göz teması kurarak
  • Dinleyerek

“Aman canım ne var bunları yapmakta” diyebilirsiniz ama inanın bu davranışlarımız  kelimelerden daha güçlüdür.

  1. Çocuklarımıza duygularını doğru isimlendirmeyi öğretmek

Çocuğumuza duygularını ifade etmeyi öğretmek çok kıymetli:

  • “Şu an kızgınsın”
  • “Üzüldüğünü görüyorum”

Çocuklarımızın duygusal zekalarının gelişimini desteklemeliyiz..

  1. Aile içinde sınır + şefkat dengesi
  • “Seni çok seviyorum ama bu davranış doğru değil”

Hem sevgi hem sınır aynı anda olabilir. Bir duruşunuzun olması çocuğunuza doğru rol model olmanızı da sağlar.

Yani;

  • “Annecim, babacım, aşkım” → Ara sıra = sorun yok
  • Sürekli kullanım → rol ve sınır karışıklığı riski

Anne baba olmak fabrikadan çıkma standart bir yetkinlik değildir. Her ebeveyn kendi tarzını ortaya koyar. Yukarıda bahsettiğimiz konu da bazen kolaya kaçıp toplumda genel geçer gördüğümüz davranış kalıplarını kopyalamaktan kaynaklanmakta. Kendi anne babalığınızı keşfetmek sizi daha tamamlanmış ve mutlu hissettirecektir. O halde yeni ev ödevinize çocuğunuza nasıl hitap ettiğinizden başlayabilirsiniz.

Yeşim Erdoğan

Servislerimizi daha iyi sunabilmek için tanımlama bilgisi (cookie) kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek Gizlilik Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.