• 0(216) 545 01 54 / 0(543) 224 57 25

Ben Hiç Mükemmel Değilim Belkide Sıradan Biriyim

300 300 İz Koçluk

MÜKEMMEL DEĞİLİM AMA YETERİNCE İYİYİM… YAPABİLİRİM!

Her şeyin doğrusunu o biliyor, hatta bazen bu bilmişliği ukalalık seviyesine bile varabiliyor. Her konuda bir fikri var. Şöyle bir giyinip, kuşanıp saçları da jöleledi mi, havasından geçilmiyor. Sanki dünya onun çevresinde dönüyor. Kendine güveni tam… mı acaba? Ergen çocuğunuz kendisine böyle bir imaj yaratmış, kendinden emin bir görüntü sergiliyor olabilir. Halbuki iç dünyasında ürkek, yapabilir miyim endişesi taşıyan, yenilikleri denemeye korkan, değişime direnen bir yapısı olabilir. Ve belki bu ukalalığa varan özgüvenli tavrı, onun “ben de bir birey olarak varım. Beni dikkate alın” demeye çalışmasıdır. Kendine güven herkes için önemlidir, ergen için daha da önemlidir. Çünkü öz güveni yüksek bir ergen daha başarılı, daha çok arkadaşı olan, kendi yaşamını daha iyi kontrol edebilen ergendir.

E peki gerçekten öz güveni yüksek mi, yoksa bu tavırları bir maske mi diyebilirsiniz. Bunun cevabını onu gözlemleyerek ve en önemlisi anne-babası olarak sizin ona davranışlarınızı değerlendirerek verebilecek olan sizlersiniz.
Nasıl mı? Önce öz güvenin tanımını yaparak başlayalım; öz güven kişinin yeterli olduğuna inanması, yapabileceği konusunda kendine güvenmesidir. Doğrusu tabii ki, hissettiğimizin ve yansıttığımızın dengede olmasıdır. Geçtiğimiz haftalarda öz saygı ve öz anlayıştan bahsetmiştim. Bu farklı ama bir o kadar da birbirine yakın, birbirini destekleyen kavramları anlatırken de söylemiştim:

Ergenler başkalarının onları nasıl değerlendirdiğini çok önemser. Ama daha da önemlisi, başkalarının onu nasıl gördüğüne ilişkin kendi algılarıdır. Karşılarındaki kişinin tutumundan, kendilerine ilişkin algısını anlamaya çalışırlar. Onlara güvendiklerini gösteren, sorumluluk veren ve başarılarıyla övünen aileler, okul ve arkadaşlar gençlerin kendilerine güvenlerini arttırır. Bu da onun hedefleri doğrultusunda yol alma kapasitesini geliştirecek, harekete geçme için motivasyon ve arzu duymasını sağlayacaktır.

Aslında yapılması gereken temelde hep aynı…

 

Kendisini nasıl gördüğünü fark etmesine yardımcı olun

Kendimiz hakkında hepimizin inançları var. Kimimiz “Ben çok sakarım” der, kimisi “son dakikacı” olduğuna inanır. Çocuğunuz da “Matematikte kötü”, “öğretmen bana taktı”, “ne kadar çalışırsam çalışayım fizikten anlamıyorum”, “boyum çok kısa” gibi inançlara sahip olabilir. Ayrıca bu dönem onun dış görünüşüyle en uğraştığı dönem. İlerideki hayatını da şekillendirecek hem dış görünüşüyle hem de kişiliği ile ilgili bu inanç kalıplarının ne kadar erken farkına varır, onları ne kadar erken dönüştürebilirse o kadar iyi. Anne-baba olarak size düşen, bunları fark etmesine yardımcı olup, aksinin de mümkün olduğuna ikna edecek örnekler göstermek. Onları objektif olarak değerlendirip güçlü yönlerini ortaya çıkarabilecekleri fırsatlar sunmak, memnuniyet duymadıkları yönleriyle ilgili çözüm yolları önererek destek sağlamak güven duygusunu olumlu yönde etkileyecektir.

Fırsat ve sorumluluk verin

Yeni şeyler denemesine, yanlış yapmasına, bu yanlışlardan öğrenmesine fırsat verin. Koruyucu olmayı abartmayın. “Yapabileceğine” inanması ancak deneyerek, yanılarak, çaba göstererek öğrenebileceği bir şey. Suya girmeden yüzme öğrenilebilir mi?

Çabasını övün, eleştiride ölçüyü kaçırmayın

Başarılarını gördüğünüzü belli edin, her türlü çabasını takdir edin. Bu, eleştirmeyeceksiniz anlamına gelmiyor. Ancak her yaptığını eleştirir, “sen zaten” ile başlayan cümleleri sıkça kullanır, örneğin ‘sivilce surat’ gibi rahatsız olacakları lakaplar takarsanız bu doğal olarak özgüvenini olumsuz etkileyecektir. Kendi düşüncelerini savunmalarını teşvik ederken, hoşlanmadığınız davranışları açık açık söyleyebilirsiniz, ama bunu kırıcı şekilde değil yapıcı bir şekilde yapın. Kendi kendini takdir etmeyi öğretin.

Onu anladığınızı, ona güvendiğinizi gösterin


Siz ona güvenin ki o da kendine inansın, kendine güvensin. Başarılı olabileceği alanı bulmakta ona yardımcı olun. Gözlemleyin, teşvik edin, tercihine güvenip destekleyin. Spor, müzik dans, tiyatro, resim gibi alanlarda kendini gösterebilmek içinde biriken enerjinin boşalmasına yardımcı olacağı gibi farklı sosyal çevrelerde var olabilmesini kolaylaştıracaktır.


Destek olayım derken köstek olmayın


Biz küçükken, dil öğrenmeye başladığımızda anneler babalar bir turist görünce, “hadi hadi konuş” diye turistin önüne atıverirlerdi. İşte onu yapmayın. Çekingen ergenleri topluluk önünde olmaya zorlamak, dikkatleri onun üstüne çekmek ters tepebilir. Yeterince arkadaşı yok diye ona bir sosyal çevre oluşturmaya çalışmanız da doğru olmaz. Siz nasıl kendi arkadaşlarınızı kendiniz seçiyorsanız, çocuklarınıza da bu fırsatı sunmalısınız. Sırf okulda popüler diye, sırf pek aklı başında diye, sırf sizin çok iyi anlaştığınız arkadaşınızın çocuğu diye çocuğunuzu birileriyle arkadaşlığa zorlamamalısınız.


Duygularında yalnız olmadığını hissettirin

Bazen yaşadıklarımızı dünyada bir tek bizim yaşadığımızı düşünürüz. Bu bizi umutsuzluğa, çözümsüzlüğe iter. Halbuki aynı şeyleri hisseden, aynı yollardan geçmiş, aynı zorlukların üstesinden gelebilmiş insanların olduğunu bilmek bize güç verir. Bu ergenler için de böyledir.
Karşısındaki kişinin de benzer şeyler hissedebildiğini düşünmek, bu duyguların üstesinden birileriyle birlikte gelmek onu rahatlatacaktır.

Aslında ayakları yere sağlam basan, güçlü gençler için kısaca yapmamız gereken: kendini ifade ederken küçümsemeden dinlemek ve onu kendisi olabilmesi için koşulsuz desteklemek…

Kaynaklar
https://www.psychologytoday.com/blog/surviving-your-childs-adolescence/201306/adolescence-and-self-confidence
http://raisingchildren.net.au/articles/confidence_teenagers.html

 

 

Servislerimizi daha iyi sunabilmek için tanımlama bilgisi (cookie) kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek Gizlilik Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.