Habitat Derneği’nin 2017–2025 yılları arasında yürüttüğü “Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali” araştırması, gençlerin yaşam deneyiminde son sekiz yılda yaşanan değişimi net bir şekilde ortaya koyuyor. Aynı metodolojiyle toplanan veriler, 18–29 yaş aralığındaki 1403 gencin yanıtlarına dayanıyor ve tabloyu açıkça gösteriyor:
Gençlerin iyi olma hâli sistematik biçimde zayıflıyor.
Araştırmaya göre:
- Yaşam memnuniyeti %71’den %54’e düşüyor.
- Gelecek umudu %67’den %45’e geriliyor.
- Maddi memnuniyet %61’ten %40`a iniyor.
Bu düşüşler yalnızca ekonomik koşullarla açıklanabilecek bir tablo sunmuyor.
Selçuk Şirin’in Oksijen’deki yazısında vurguladığı gibi, mesele giderek daha fazla psikolojik ve sosyal bir boyut kazanıyor. Gençler artık sadece sınavlarla, iş bulma baskısıyla veya geçim derdiyle değil; aynı zamanda belirsizlik, kaygı, motivasyon kaybı ve tükenmişlik gibi duygusal yüklerle mücadele ediyor.
Bu tablo bireysel bir “yetersizlik” değil; içinde yaşadıkları sistemin ve çağın doğal bir sonucu.
Gençleri Ne Zorluyor?
Veriler, gençlerin yalnızca ekonomik olarak değil, psikolojik ve sosyal olarak da sıkıştığını gösteriyor.
Bu sıkışma hâli üç alanda yoğunlaşıyor:
- Ekonomik belirsizlik: Gelecek planlamayı zorlaştırıyor.
- Psikolojik yük: Kaygı, tükenmişlik ve motivasyon kaybı artıyor.
- Toplumsal destek eksikliği: Gençler kendilerini daha yalnız hissediyor.
Bu nedenle gençlerin iyi olma hâlini anlamak için yalnızca “sorunlara” değil, aynı zamanda korunma faktörlerine bakmak gerekiyor.
Korunma Faktörleri Nedir ve Neden Kritik?
Korunma faktörleri, bireyin zorlayıcı koşullara rağmen ayakta kalmasını sağlayan psikolojik, sosyal ve davranışsal unsurlardır.
Türkiye’de gençlerin iyi olma hâlindeki düşüş, bu faktörlerin zayıfladığını gösteriyor.
Gençler için en önemli korunma faktörleri:
- Duygusal destek ağı: Aile, arkadaşlar, güvenilir yetişkinler.
- Sosyal aidiyet: Bir topluluğa, gruba, kulübe, projeye ait hissetmek.
- Fiziksel aktivite ve spor: Stresi azaltan, dayanıklılığı artıran en güçlü araçlardan biri.
- Rutinler ve yapı: Günlük yaşamda düzen, hedef ve yön duygusu.
- Psikolojik dayanıklılık becerileri: Duygu düzenleme, stres yönetimi, problem çözme.
- Güvenli alanlar: Yargılanmadan paylaşım yapılabilen ortamlar.
- Anlam ve amaç duygusu: “Neden çabalıyorum?” sorusuna verilen kişisel yanıt.
Bu faktörler güçlü olduğunda, ekonomik veya sosyal koşullar kötüleşse bile gençlerin iyi olma hâli tamamen çökmez.
Zayıfladığında ise en küçük stres bile büyük bir yük hâline gelebilir.
Peki Ne Yapılabilir?
Selçuk Şirin’in yazısında da vurguladığı gibi, gençlerin yaşadığı bu tablo bireysel bir eksiklik değil; sistemsel bir gerçeklik.
Bu nedenle çözüm, gençlere “daha güçlü ol” demek değil; onları güçlendirecek koşulları yaratmak.
Gençlerin korunma faktörlerini güçlendirmek için yapılabilecekler:
- Spor ve hareketi erişilebilir kılmak: Mahallede, okulda, üniversitede.
- Gençlere güvenli sosyal alanlar sunmak: Kulüpler, topluluklar, gönüllülük projeleri.
- Psikolojik destek mekanizmalarını yaygınlaştırmak: Rehberlik, danışmanlık, mentorluk, koçluk.
- Gençlerin sesini duymak: Karar süreçlerine katılım, geri bildirim mekanizmaları.
- Ekonomik belirsizliği azaltacak politikalar: Eğitim-istihdam geçişini destekleyen yapılar.
- Günlük yaşamda küçük rutinler oluşturmak: Uyku, beslenme, çalışma düzeni.
- Dijital okuryazarlığı güçlendirmek: Bilgi kirliliği, sosyal medya baskısı, dijital stres yönetimi.
Bu adımlar, gençlerin yalnızca bugününü değil, geleceğe dair umutlarını da güçlendirebilir.
Sonuç: Sorun Bireysel Değil, Sistemsel — Çözüm de Öyle Olmalı
Türkiye’de genç olmak giderek daha zor bir deneyime dönüşüyor.
Ama bu zorluğun içinde kaybolmak zorunda değiller.
Doğru korunma faktörleri, doğru destek ve doğru sosyal koşullar, gençlerin hem bugünlerini hem de geleceklerini yeniden şekillendirebilir.
Bu noktada en önemli soru şu:
Gençlerin iyi olma hâlini güçlendirmek için hangi korunma faktörlerini yeniden inşa edebiliriz?
Bu soruya verilecek her yanıt, gençlerin yaşam deneyimini dönüştürme potansiyeline sahip.
Özlenen Halıçınarlı
