DÜŞLE, İNAN, GERÇEK OLSUN!

Baban istediği bölümde okudu.  Annen belki istediği bölüme girememişti ama şu an istediği işi yapıyor. Ablan 3 sene önce istediği bölümü kazandı. Kuzenin geçen sene istediği yere girdi. Siteden en yakın arkadaşın bugüne kadar ne istediyse hepsini başardı ve bu sene sınavda da kesinlikle nereyi isterse oraya girecektir, değil mi? Ay, sayarken ben bu yükün altında ezildim kaldım. Kim bilir, bu ya da benzeri bir tabloyu düşündükçe, sen nasıl hissediyorsundur? Omuzlarında bunca yük, gel de hayalini kurduğun bölümü kazan! Evet hadi! Gerçekten  yapabilirsin. Aslında sana sadece sınavı kazanmaktan bahsetmiyorum. Şu an en büyük endişen o olduğu için onu örnek verdim (Bu endişeni hafifletebilmek için yapabileceklerin de var; buraya bir tıkla istersen). Sınav sonucu ne olursa olsun gelecekte istediğin noktada olmaktan bahsediyorum, aslında. Etrafına bir bak, istediği bölümü kazanamamış ama şu an istediği işi yapan ve çok mutlu tanıdıkların yok mu? Karşı komşunuz üniversiteye bile gitmemiş olabilir,  ama hayatta bir yerlere gelmiş. Sen onu başarısız mı buluyorsun?
Geleceğini hayal etmeni istiyorum senden. Neredesin? Yanında kimler var? Ne yapıyorsun? Hangi mesleği seçmişsin? Sadece istediğin geleceğe odaklan ve kendini o gelecekte gör… Yüzünde güller açıyor değil mi? Kendini orada görebiliyorsan gerçek olmaması için önündeki tek engel olsan olsan sen kendin olursun; başkası değil. Sakın o hayalini bırakma. Olmadı mı? Gözlerin kapalıyken hayalindeki gelecek sana çok uzak, gerçekleşemez gibi mi geldi? Kendini o resmin içine koyamadın mı? Olsun, önemli değil. Yazının sonunda yine denersin. Ya da yarın. Ya da birkaç gün sonra. Ta ki inandığın ana kadar denemeye devam. Şimdi kendini o resmin içine koyamıyorsun çünkü o geleceğe henüz kendini inandıramamışsın. Belki son birkaç deneme sınavındaki başarısızlığına, ya da istediğin kadar net çıkaramadığına takılıp kalmışsın, hep aynı başarısızlığın devam edeceğini düşündüğün için hedeflerine hiç ulaşamayacağını düşünüyorsun.
Herkes hayal eder. Öyle değil mi? Peki neden sadece bazılarımız hayallerini gerçekleştirebiliyor? Daha güçlü oldukları için mi? Daha şanslı oldukları için mi? “Daha” ne oldukları için olabilir ki sence?
Düşlerim pembe hayaller olarak kalmasın diyorsan önce sen kendine ve düşlerine inanmalısın. Onlar düşlerine inandılar. Biliyorum zor. Hem kendi içinde fırtınalar koparken hem her gün özellikle çevrendeki büyüklerin “boş hayaller kurma”, “ayağın yere bassın biraz”, “böyle bir şeyi yapamazsın” sözleri havada uçuşurken. O büyüklere vereceğin en güzel cevap ve kendin için yapacağın en güzel şey sadece ve sadece “o hayaline” inanmak. Ondan sonra gösterdiğin çabaya sen kendin bile şaşıracaksın. Çok klişe geldi değil mi? Aslında bu sözü klişeleştiren bizleriz. “İnanmayı” hafife alarak ya da inanmayı “düşünmekle” karıştırarak. İnanmak düşünmekten, hayal etmekten öte bir şeydir. İnanmak içindeki gücü ve isteği açığa çıkaracak sihirli bir değnek gibidir. İnandığın an yüksek sesle istediğini dile getirip, savunmaya başlayabileceksin. O büyüklerin karşısında dimdik durup “Ben bunu yapacağım” diyebileceksin. Dün hangi derslerde hangi sınavlarda başarısız olduğunu unut. Ne yapabileceğine odaklan. Sesin cılız, çabaların cılız, isteğin cılız olmayacak; devleşecekler. Onlarla birlikte sen de…
Tabi körü körüne inanmaktan bahsetmiyorum. Sınırlarını bilmelisin. Onlar sana ne kadar yükseğe çıkacağını söyleyecek. Kendini tanı (tık), olduğun halinle kabul et , hedeflerini ve yapabileceklerini keşfet (tık) ve hedeflerine ulaşmak için harekete geç. Kendi kendine tüm bu hayallerini neden YAPAMAYACAĞINI açıklamaya çalışmak yerine, yapmak için yol bul. Tüm zamanların en iyi basketbolcusu sayılan Michael Jordan’ın da dediği gibi “Önemli olan düşmek değil, düştüğünde kalkabilmek.” Michael Jordan’ın lisede okul basketbol takımına girmek istediğini, ancak 1.80’lik boyu kısa bulunduğu için takıma alınmadığını biliyor musun? Takıma alınmadığı o yaz kendini delice tutkulu olduğu basketbola adayıp, sürekli antrenman yapmış. Bir de üstüne bu dönemde 10 cm birden boy atınca, okul takımına girmeyi başarmış. Sonrası malum, hızla yükselen bir basketbol kariyeri. Niye sen de hayal ettiğin alanın, Michael Jordan’ı olmayasın?
Her zaman, düşlerini inançla kucaklamayı anımsa! Kucakla ki hayatındaki izler seni mutlu etsin, iyimser bir geleceğe taşısın.