• 0(216) 545 01 54 / 0(543) 224 57 25

ERGENLERLE İLETİŞİM SANATI

389 588 İz Koçluk

Bu kitap dokuz bölümden oluşuyor. Kitabın sonunda çok detaylı güzel bir kaynakçası var.

Kitapta genel olarak ergenlik çağı nedir, ergenlik çağında vücudumuzda neler olur ve ergenlik çağındaki çocuklarımızda karşılaşabileceğimiz en sık rastlanan sorunlar nelerdir ve ergen çocuklarımızla sağlıklı iletişim kurmanın yolları anlatılıyor. Kitap ebeveynler için bir başvuru kaynağı, davranış kılavuzu niteliğinde. Yazarların kendi ifadeleri ile: “bu kitabı bir açık büfe gibi değerlendirin: durumunuza, çocuğunuzun karakterine, kendinize uygun çözüm yolları arasından seçim yapın, sezgilerinize güvenin” diyorlar.

Bu kitabın ana mesajı, ergenlikte beyin gelişim halinde olduğudur ve ergenlerin duygusal ve biyokimyasal dengeleri çok hassastır. Gündelik yaşamları ergenlerin zihinlerini duygularını ve kimyalarını etkilemekte ve davranışlarına yansımaktadır. Çocukların davranışlarının bir kısmı karakterlerinden kaynaklansa da bir o kadarı da yaşadığı çevre ve deneyimleri ile şekillenmektedir. Ergenlik dönemi, çocuklarımızın davranış bozukluklarını düzeltebileceğimiz, sağlıklı yetişkinlere dönüşebilmeleri için çocuklarımıza yardımcı olabileceğimiz son dönemdir. Ergen çocuğumuza verdiğimiz tepkiler, etkileşimimiz onun duygularını, davranışlarına ve kişiliğine doğrudan etkiler. Akılcı, mantıklı, berrak düşünceler ve farkındalığımızın yüksek olması duygularımızı kontrol edebilmemizi sağlar.

Günümüzde ergenlik çağı eskiden olduğu gibi 13-19 yaşları arasında yaşanan bir dönem olarak kabul edilmemektedir: Fizyolojik değişimin başladığı anda ergenlik çağı başlamaktadır.  Bu da 11 yaşından itibaren ergenlik bulgularının görülebileceğini göstermektedir. Ergenlik çağı kızlarda 18 yaşına, erkeklerde ise 24 yaşına kadar sürebilmektedir.

Fizyolojik değişim başladığında beyindeki karmaşa da başlar. Ergenlerin tepkilerinde kontrolsüz olmaları duygularını denetlemekte zorlanmalarının sebebi bu karmaşadır. Ebeveyn olarak çocuklarımızı yakından gözlemlemeli olumsuz duygularını ve olumsuz ruh halini saptayıp dingin duyguların etkinleştirmesi için onlara yardımcı olmalıyız. Ebeveyn olarak kendimizi tanımamız değerlerimizin ve prensiplerimizin bilincinde olmamız aile ortamında sağlam ve tutarlı sınırlar belirleyebilmemizi sağlar. Kendi tepkilerimizin bilincinde olmak verdiğimiz tepkileri denetleyebilmemize yardımcı olur. Kendimizi denetledikçe çocuğumuza da iyi bir örnek olabiliriz. İletişimde açık ve dürüst olursak evdeki ortamımızda o kadar huzurlu olur. Çocuğumuzun büyümesine değişen ihtiyaçlarına kendini kendimizi adapte etmeli ve çocuğumuzun istediği gibi onlara davranmalıyız. Bu sayede onların işbirliğini kazanabiliriz.

Ergenlikteki beyin faaliyetleri ile ilgili yapılan araştırmaların en önemli bulgularından biri bütün davranışların altında tetikleyici duyguların olduğudur. Çatışma ortamında yaşayan, olumsuz duyguları tetikleyecek deneyimlere maruz kalan gençlerin bu olumsuzluklar karşısında geliştirdikleri üç ana tepki vardır 1. Savaşma 2. kaçma 3. dona kalma tepkileri. Çocuklar kişiliklerine göre bu davranış türlerinden bir tanesini seçerler. Her üçünün de altında yatan duygular ve sebep oldukları davranışlar detaylı olarak kitapta anlatılmaktadır. Her bir duruma karşı yapıcı ebeveyn davranışları geliştirmenin neler olduğu açıklanmaktadır.

Ergenlik döneminde beyinde biyokimyasal ve hormonal değişimler meydana gelmektedir. Bu değişimler de duygulara ve davranışlarına etki etmektedir. En önemli iki hormon östrojen ve testosterondur. Bunun yanı sıra dingin davranış sistemini besleyen oksitosin, serotonin, dopamin, endorfinler, vazopressin ve GABA salgılanır. Huzursuz davranış sistemi ise adrenalin, noradrenalin ve kortizol ile beslenir.

Beyindeki nöronlar arasındaki bağı harekete geçiren nörotransmitterların yakıtı dopamindir.  Dopamin öğrenmeyi tetikleyen, heves, coşku, enerji, merak, stres altındayken veya olumsuz deneyimler yaşarken kendini toparlaması yardımcı olacak iyi kimyasalların dengelenmesi gerekebilir. Kimyasal dengeyi bulmaya çalışırken baştan çıkmaları ve yanlış yollara sapmaları da olasıdır. İşte dopamin burada devreye girmektedir. Beyin hep dopamin seviyesini yükseltmek ister.  Dopamin aynı zamanda ödül mekanizmasını da çalıştıran yakıttır.  Dopamin ruh halini iyileştirir. Stres arttığında en dengeli en aklıbaşında ergen çocuk bile durumla başa çıkabilmesini, daha iyi hissetmesini sağlayacak etkinliklerin,  başa çıkma stratejilerinin arayışına girişir. Bunların bazıları spor yapmak, arkadaşlarla bir araya gelmek, müzik dinlemek gibi olumlu davranışlar, bazıları ise içki içmek, uyuşturucu kullanmak gibi zararlı stratejilerdir. Olumsuz başa çıkma stratejileri düzenli sığınılan bir vaka haline gelmeden çocuğunuzla konuşarak bilinçlendirmeye çalışmalısınız, gerekirse profesyonel yardım almalısınız.

Kitapta ergenlik çağında karşılaşabileceğimiz sorunlu hareketleri veya sorunlu davranışları nasıl tespit edebileceğimizi ve nasıl çözümleyebileceğimizi de çok detaylı anlatıyor. Tüm davranışların altında duyguların yattığını hatırlamak çok önemlidir. Bir çocuğun sessiz ve sakin olması her şeyin yolunda olduğunu göstermeyeceği gibi huysuz ya da asi olması da endişelenmeye gerektirecek sorunları göstermez. Durumun endişelenmeyi gerektirip gerektirmediğinin göstergesi davranışların şiddeti ve sıklığıdır. Ebeveyn olarak kendi durumunuzu ve çocuğunuzun durumunu gözlemleyip değerlendirme yapmanız nelere odaklanmanız gerektiğini anlamanızı kolaylaştırır.

Günümüzün ergenlerini tehdit eden bir başka unsur da teknoloji ve internet kullanımıdır. İnternetin avantajları olduğu kadar zararlı yönleri de çok fazladır. İnternet kullanımı kontrollü olmalı ve internet haricinde çocukların fiziksel aktiviteler ve yüz yüze sosyalleşmelerle vakit geçirmelerini sağlanmaya çalışılmalıdır.

Ebeveynin verdiği karşılık ve tepkiler çocuğun davranışlarını düzeltmek için kullanılabilecek en etkili araçlardır. Ergenlik çağındaki çocuğumuzun fizyolojisi ile birlikte karakterinin de değişim içinde olduğunu kabul etmemiz ve bu duruma bizim de uyum sağlamamız gerekir. Onunla iletişim ve etkileşim biçimimizi de bu yeniliğe uydurmamız gerekir. İlişkinin dinamiklerini değiştirirken onun bağımsızlığına destek olmak gerekir.

Çocuğumuzun sağlıklı, dengeli, özgüvenli bir yetişkin olma yolunda ebeveyn olarak bütün tepkilerimizi bütün davranışlarımızı kontrol etmeliyiz. Şiddet şiddeti tetikler sevgi sevgiyi besler.

Bu kitapta en beğendiğim cümle “Çocukların ihtiyaç duyduğu sevilmek, dinlenilmek, motive edilmek, ait hissetmek ve geleceği iyimser görmektir; ebeveyn olarak ne yaptığımız ve ailemizde nasıl bir ortam yarattığınız çok önemlidir.”

Hazırlayan: Gamze Borahan

175 kez okundu