Türkiye’de Öğrenci Olmak: Ekonomik Baskı, “Yırtma” Kültürü ve Kendi Yolunu Kurmanın Pratik Yolları
Üniversite öğrencileriyle yaptığımız koçluk görüşmelerinde, daha ilk dakikalarda üzerlerindeki baskıyı, kararsızlıklarını ve kaygılarını hissedebiliyoruz. Bu baskının nedenlerini tahmin etmek kolay; ama onları kendi ağızlarından dinlemek, yaşadıkları sürecin dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını çok net gösteriyor.
Türkiye’de üniversite öğrencisi olmak artık sadece derslere girip mezuniyeti beklemek değil.
Ekonomik koşullar ağır, iş bulma olasılığı düşük, rekabet yüksek. Bir de görünmez bir baskı var:
“Bir an önce yırtmalıyım.”
Bu baskı gerçek.
Ve bu tablo, gençlerin yön bulmasını zorlaştırıyor.
Ama bu zorluğun içinde tamamen kapalı bir sistem yok.
Küçük adımlar üzerinden ilerlemek, hareket alanı yaratabiliyor.
Büyük sıçramalar değil; kendi içinde anlamlı, yönetilebilir adımlar.
Bu noktada şunu iddia etmiyoruz:
“Bu soruları sor, bunları yap, her şey çözülür.”
Hayır. Koşullar karmaşık, belirsizlik yüksek.
Ama yine de bazı noktalar, sorular; gençlerin kendi yönünü bulmasına yardımcı olabiliyor:
—
1-Ekonomik Gerçekliği Kabul Etmek: Kısa Vadeli Nefes Alanı Açmak
Ekonomik baskı, gençlerin düşünme kapasitesini ve karar verme alanını doğrudan daraltıyor. TÜİK’in Gençlik İstatistikleri de bu baskıyı görünür kılıyor: Türkiye’de 15–24 yaş grubundaki gençlerin NEET oranı 2023’te %22,5 iken 2024’te %22,9’a yükselmiş durumda. Yani her dört gençten biri ne eğitimde ne de istihdamda. Bu durum, ekonomik güvencesizliğin gençler üzerinde yarattığı zihinsel yükü ve dayanıklılığı zayıflatan etkisini açıkça gösteriyor.
Türkiye’de üniversite öğrencilerinin stres kaynaklarını inceleyen Yavuzaslan, Barışçil ve Farkas’ın (2016) çalışması, öğrencilerin geleceğe dair kaygıları daha üniversiteye girişten itibaren taşıdığını gösteriyor.
Bu tablo bugün de değişmiş değil. Türk Eğitim Vakfı’nın Etki Araştırması, üniversite öğrencilerinin büyük bölümünün ekonomik güvencesizlik, yalnızlık ve gelecek belirsizliği yaşadığını ortaya koyuyor. Araştırmada, öğrencilerin en sık rastlanilan duygularından birinin gelecek kaygısı olduğu belirtiliyor.
Bu nedenle ilk adım “büyük hedefler” değil, nefes aldıran küçük çözümler olabilir:
- Kampüs içi işler
- Part-time çalışma
- Freelance platformlarda küçük işler
- Kulüp/derneklerde gönüllü görevler (deneyim + network)
Bu adımlar kariyer inşası gibi durmasa da, ekonomik ve duygusal baskıyı hafifleterek öğrencinin zihinsel alanını genişletir.
—
2- “Yırtma” Baskısını Yeniden Tanımlamak
Türkiye’de gençler arasında yaygın bir düşünce var:
“Bir fırsat bulayım, bir anda kurtulayım.”
Bu duygu bireysel değil; yapısal bir arka plana sahip.
Yavuzaslan, Barışçil ve Farkas (2016), Türkiye’de genç işsizliğinin yüksek olduğunu ve bu durumun özellikle üniversite mezunları arasında daha görünür hâle geldiğini vurguluyor. Koçluk yaptığımız öğrencilerde de bu tablonun bireysel düzeyde nasıl bir baskıya dönüştüğünü, mezuniyetin bir güvence değil çoğu zaman yeni bir belirsizlik kapısı olarak deneyimlendiğini sık sık görüyoruz.
Birçoğu, daha üniversite sıralarındayken bile “her tuşa basmak zorundaymış” gibi bir duygu taşıyor.
Sürekli bir şey üretme, bir şey yetiştirme, bir şey kanıtlama hâli.
Bu baskı çoğu zaman öğrencinin kendi kendine yarattığı bir şey değil; dışarıdan gelen beklentilerin zamanla zihne yerleşmesiyle oluşan görünmez bir zorunluluk hâline geliyor.
Oysa çoğu zaman ihtiyaç duyulan şey, daha fazla tuşa basmak değil; hangi tuşa ne zaman basacağını bilmek.
—
3- Yönünü Bulmak İçin 3 Soru
Türkiye’de gençlerin kariyer yönü çoğu zaman bireysel keşifle değil, dışarıdan gelen yönlendirmelerle şekilleniyor. Ekonomik belirsizlik, iş güvencesi kaygısı, aile baskısı ve “tanıdıkla iş bulma” kültürü, gençlere aşağıdakileri sorduruyor.
- “Hangi meslek daha mantıklı?”
- “Bu alanda iş var mı?”
- “Tanıdık olmadan girilir mi?”
Bu soruların ortak noktası şu:
Kariyer, bireyin kendisinden değil, dışarıdan gelen sinyallerden belirleniyor.
Ama, kariyer yönü, hem dışarıdan etkilenir hem de içeriden ve kendi pusulanla netleşebilir.
Aile, çevre, iş piyasası ve tanıdık kültürü yönü şekillendirir; ama uzun vadede sürdürülebilir olan yol, kişinin kendi merakları ve geliştirmek istediği becerilerle uyumlu olandır.
Dışarıdaki gürültüyü biraz kısmak ve kendi yönünü bulmak için üç temel soru yeterli:
- Hangi konular seni zihinsel olarak meşgul ediyor?
Gün içinde kendiliğinden döndüğün, merak ettiğin, araştırdığın şeyler.
- Hangi beceriyi geliştirmek seni heyecanlandırıyor?
Zor olsa bile devam etmek istediğin, öğrenirken zamanın aktığını fark etmediğin beceriler.
- Bu ikisini birleştiren küçük bir proje ne olabilir?
Bir mini araştırma, bir gönüllü çalışma…
Bu sorular, dışarıdaki gürültünün arasında kendi yönünü görmeni sağlar ve “her şeyi yapmaya çalışan” kalabalıktan çıkıp daha odaklı bir yola geçmene yardımcı olur.
4- Sertifika Değil, Ürün: En Güçlü Ayrıştırıcı
Bugün işverenlerin en çok dikkat ettiği şey sertifika değil, ürün.
Kendi kendine yapılabilecek mini projeler:
- Bir araştırma özetinin hazırlanması
- Toplumsal bir sorun için çözüm önerilerinin geliştirilmesi
- Belirli bir ihtiyaca yönelik bir uygulama ya da araç taslağı
- Seçilen bir konuda derinlemesine araştırma
Bu projeler hem becerini gösterir hem de özgün bir profil yaratır.
—
5- Türkiye’de Genç İşsizliği: Gerçek Tabloyu Bilmek Yön Bulmayı Kolaylaştırır
Yavuzaslan ve arkadaşları (2016), genç işsizliğinin Türkiye’de yapısal bir sorun olduğunu ve üniversite öğrencilerinin gelecek kaygısının büyük ölçüde ekonomik belirsizlikten beslendiğini vurguluyor. Benzer şekilde, üniversite öğrencileri üzerine yapılan araştırmalar, akademik baskı, başarı beklentisi ve mezuniyet sonrası belirsizliğin depresyon, kaygı ve stres düzeylerini artırdığını gösteriyor (Beiter et al., 2015).
Bu tabloyu bilmek, öğrencilerin strateji geliştirme süreçlerini daha gerçekçi bir zemine oturtmayı kolaylaştırır.
—
6- Dünyaya Açılmak: Gençler İçin Fırsatları Görme Becerisi
Türkiye’de iş bulmak zor olabilir ama dünya çok daha geniş.
Araştırılabilecek alanlar:
- Yurt dışındaki gönüllülük programları
- Açık kaynak projeler
- Uluslararası case yarışmaları
- Global öğrenci toplulukları
- Uzaktan yapılabilen proje bazlı işler
- Dünya çapında ücretsiz eğitim platformları
Bu fırsatlar, “Türkiye’de sıkışmışlık” hissini azaltır.
7- Ekonomik Baskı Altında Bile Geliştirilebilecek Temel Beceriler
Bunlar ücretsiz, erişilebilir ve yüksek getirili beceriler:
- İngilizce
- Araştırma becerisi
- Sunum ve raporlama
- Veri okuryazarlığı
- Dijital araçlar
- Temel kodlama veya veri analizi
- Eleştirel düşünme
8- Aile Baskısı ve Kariyer Yönü
Yavuzaslan et al. (2016), aile faktörünün Türkiye’de kariyer seçiminde belirleyici olduğunu gösteriyor.
Örneğin:
“Öğrencilerin yaklaşık %19’u istediği mesleği aile veya ekonomik nedenlerle seçemediğini belirtmiştir.” (akt. Yavuzaslan et al., 2016)
Bu nedenle yönünü bulma sürecinde şu farkındalık önemli:
Ailenin sesi ile kendi sesini ayırt etmek.
—
9- Akademik Rekabet: Üniversite Sayısı Artıyor, Fırsatlar Azalıyor
Yavuzaslan et al. (2016) şu verileri sunuyor:
- 2002’de 2 milyon olan üniversite öğrenci sayısı, 2016’da 6.7 milyona çıkmış
- 2013’te öğretmenlik okuyan 170.000 öğrenciye karşılık sadece 40.000 atama yapılmış
- 2014–2015’te öğretmenlik öğrencisi sayısı 270.000’i aşmış, atama sayısı yine sınırlı kalmış
Bu tablo, “diploma = iş” denkliğinin artık geçerli olmadığını gösteriyor.
- Sınav Baskısı: KPSS, ALES ve Sürekli Değerlendirilme Hali
Türkiye’de sınav sistemi, öğrencilerin yaşamında sürekli bir baskı unsuru.
KPSS üzerine yapılan akademik çalışmalar, sınavın öğrencilerde yoğun bir baskı, kaygı ve tükenmişlik yarattığını gösteriyor. Özay Köse, Diken ve Gül’ün (2017) çalışmasında öğretmen adaylarının KPSS nedeniyle “psikolojik sorunlar yaşadıkları”, sürecin “yoğun bir baskı ve yüksek düzeyde kaygıya” dönüştüğü ve bu kaygının “tükenmişliği artırdığı” belirtiliyor.
KPSS sürecindeki baskının yalnızca öğrencinin kendi çabasıyla çözülebilecek bir mesele olmadığını kabul etmek gerekiyor; çünkü bu baskıyı üreten koşullar büyük ölçüde yapısal. Yine de bu durum, öğrencinin tamamen çaresiz olduğu anlamına gelmiyor. Birçok öğrenci, içinde bulunduğu yoğunluğa rağmen kendi hızını düzenleyerek, farklı çalışma yöntemleri deneyerek, destek alarak ya da alternatif yolları araştırarak kendine küçük de olsa hareket alanları açabiliyor. Yani çözümün tamamı öğrencide değil, ama öğrenci kendi payına düşen kısmı yeniden şekillendirebiliyor.
—
Sonuç: Bu Tablo İçinde Kendi Yolunu Kurmak Mümkün Mü?
Türkiye’de gençlerle çalışırken gördüğümüz tablo çok net:
Öğrencilerin yaşadığı stres, yalnızca bireysel bir mesele değil; ekonomik baskı, belirsizlik, rekabet ve gelecek kaygısı bu stresin temelini oluşturuyor. Bu duygular neredeyse her görüşmede kendini gösteriyor.
Ama aynı zamanda şunu da fark ediyoruz:
Kendi yolunu küçük adımlarla da olsa kurmaya başlayan öğrenciler, bu yapısal baskıların etkisinden bir miktar uzaklaşabiliyor.
Koşullar değişmese bile, yön hissi güçlendikçe öğrencinin hareket alanı da genişliyor.
Bugünün dünyasında en güçlü ayrıştırıcılar:
- Ortaya koyduğun somut işler
- Sahip olduğun beceriler
- Deneyim kazanmak için yaptığın küçük çalışmalar
- Bir işi baştan sona planlayıp yürütebilme becerin
- Dünyadaki fırsatları takip edebilme alışkanlığın
Ve en önemlisi:
Kendi yönünü kendi içinde bulabilme kapasitesi.
Özlenen Halıçınarlı
Kaynakça
TÜİK. Türkiye İstatistik Kurumu.
Yavuzaslan, A., Barışçil, A., & Farkas, M. F. (2016). Stress and Future Career Aspirations Among University Students in Turkey. International Journal of Social Sciences and Humanity Studies, 8(1), 232–245.
Türk Eğitim Vakfı. TEV Etki Araştırması.
Beiter, R., Nash, R., McCrady, M., Rhoades, D., Linscomb, M., Clarahan, M., & Sammut, S. (2015). The prevalence and correlates of depression, anxiety, and stress in a sample of college students. Journal of Affective Disorders, 173, 90–96.
Özay Köse, E., Diken, E. H., & Gül, Ş. (2017). Biyoloji öğretmen adaylarındaki tükenmişlik ve KPSS kaygı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi. Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, 37(3), 991–1012.

