BİR ÖĞRETMENİN EN ETKİLİ SİLAHI: GÜLÜMSEMEK

Size “İyi bir öğretmenin özellikleri nelerdir?” diye sorsam, birçok şey söyleyebilirsiniz eminim. Öğrettiği konuya hakim olmalı, öğrenciyi motive edebilmeli, düşündürmeli, sosyal ve duygusal iletişimi kuvvetli olmalı, adil olmalı, işini sevmeli, yeniliğe açık olmalı… Listeyi uzatabiliriz. Peki tüm bu liste içerisinde bir öğretmenin edinmesi gereken becerilerden en en en önemlisi hangisi?
Tabii ki “gülümsemek”! Çünkü tüm diğerleri, öğrenci ile aranızda bir köprü kurduktan sonra kullanabileceğiniz beceriler. Önce sıcacık gülümseyerek öğrencinizin sizi buyur etmesini sağlayacaksınız, sonra öğretecek, motive edecek, sorgulatacak, düşündüreceksiniz. Katılanlar bilirler, Eğitim ve Öğrenci Koçluğu eğitimlerimizde de bunu özellikle vurguluyorum.
“Ne, gülümsemek mi? Öğretmen dediğin ciddi olur. Yoksa sınıfta otorite kuramaz. Öğrenciler tepesine çıkar” diye geçirmediniz içinizden umarım. İnanın bir koç olarak birlikte çalıştığım öğrencilerden en çok “ne kadar içten gülümsediğim” geribildirimini alıyorum. Ve hiçbir zaman otorite sorunu yaşamadım. Gülümsemek, kalplerden içeri sızmak için insanoğlunun en etkili iletişim silahı! Ve öğretmenler de bu silahı bol bol kullanmalı.
Gülümsemenin gücü hakkındaki bu ilham verici videoyu da seyretmek isteyebilirsiniz.

Meşhur bal satan-sirke satan hikayesini bilirsiniz! Hani suratsız bal satıcısının dükkanına tek bir kişi bile uğramazken, tatlı dilli, güler yüzlü sirke satıcısının dükkanı dolup taşar. İsterseniz dünyanın en etkili öğretme tekniklerini kullanın, asık bir suratla öğrencinizin kalbini kazanamazsınız. Siz öğrencilerinizin sınıfa şevkle, hevesle gelmesini istemez misiniz? Üstelik biliyor musunuz, gülümsemek bulaşıcı. Gülümseyen birisini gördüğünüzde otomatikman içinizde güzel duygular uyanmaya başlamıyor mu? Yani günün sonunda, sizin gülümsemeniz demek, öğrencilerinizin de gülümsemesi demek. Aslında tüm çabamız onları gülümsetebilmek, onları mutlu edebilmek için değil mi?
Şöyle içten sıcacık bir gülümseme sınıfta neleri sağlıyor:

  • sınıfta pozitif ve samimi bir öğrenme ortamı oluşturuyor, öğrenci sormaktan ya da fikrini açıklamaktan korkmuyor
  • öğrencinin öğretmene ve ortama güven duymasını sağlıyor
  • öğrenci-öğretmen arasında duygusal bir bağ kuruyor, en ulaşılmaz öğrencilerle bile iletişim kurabilmenin anahtarı oluyor
  • öğrencinin sosyal-duygusal becerilerini geliştirmesine katkıda bulunuyor

“Gülümsersek, öğrencimizle aramızdaki mesafeyi kaybederiz” kaygısından da kurtulun lütfen. Çünkü araştırmalar gösteriyor ki, gülümsemek, aksine otoriteyi kuvvetlendiriyor. Zira öğrenciler, sürekli pozitif ve gülümseyen bir öğretmen, aniden yüzünü asarsa bir şeylerin ters gittiğini, yanlış bir şey yaptığını kolayca algılıyor. Böylece kendi davranışlarını düzenleyebiliyor.
Hadi “ben durup dururken, üstelik etrafta bu kadar çok stres varken gülümseyemem ki” diye düşünmeyin. Yukarıdaki videoyu seyrettiyseniz görmüşsünüzdür, anne karnındayken çekilen ultrason görüntüleri daha fetüsken gülebildiğimizi gösteriyor. Yani “gülümsemek” insan doğasının en temel davranışı. Yapabilirsiniz. Sadece hatırlamak için biraz pratiğe ihtiyacınız var.
Hadi şöyle kocaman, ışıl ışıl, sıcacık, dişlerinizi de hafifçe göstererek bir gülümseyin; öğrencinizin kalbini de kazanın, dikkatini de…

Kaynak:
http://www.weareteachers.com/dont-smile-til-christmas-a-teachers-worst-advice/
http://teaching4achange.blogspot.com.tr/2010/03/power-of-teachers-smile.html
https://www.edutopia.org/discussion/11-habits-effective-teacher