SANAL DÜNYADA TROLLENMEMEK İÇİN

Trollenmek. Gençlerden son dönemde bolca duyduğumuz bir terim. “Kandırmak, uydurma bir haberle ortalığı karıştırmak, tartışma ortamı yaratmak” anlamına geliyor. Maalesef internet çağıda trollenmek hepimiz için o kadar kolay ki!
Geçen gün apple’dan bir eposta geldi, güya itunes’tan satın aldığım bir oyunun 20 dolarlık faturası! Öyle bir oyun satın almamıştım. Dolayısıyla tam olarak ne zaman ve hangi cihazdan satın alınmış detayına bakmak istedim. Ekinde bir pdf dosya vardı. Tıklamadan önce şöyle bir durdum. Çünkü daha geçen sene birkaç arkadaşım, bir telefon operatöründen geliyormuş gibi görünen fahiş fiyatlı telefon faturasının, ekine tıklandığında bilgisayarlarına bulaşan ve tüm dosyaları bloke eden bir virüsten bahsetmişlerdi. Herkes tabii, “Bu ne kadar yüksek fatura, nasıl olur” diye endişeyle detay görmek isteyip eke tıklıyor ve o sırada virüse kapıyı açıyorlardı. Kimi dosyalarını kurtarmak için söylenilen tutarı bir hesaba yatırmak zorunda kaldılar, kimi ise yatırmadı ve tüm arşivinden oldu.  İşte böyle bir duruma düşmek istemediğimden önce epostanın geldiği adrese baktım. Çünkü feyk (sahte anlamına gelen fake kelimesinin gençler arasında kullanılan şekli) adreslerde görünen isim, resmi bir isim gibi dursa da adres detayına girdiğinizde sayılar ve harflerden oluşan upuzun, abuk subuk bir adres oluyor. Adresin tamamı görünmese de görünen kısmında her şey düzgün görünüyordu. Bu sebeple ekine tıkladım; apple bilgilerim dahil tüm kişisel bilgilerimi girip onaylamam gerektiğini bildiren bir sayfa açıldı. Şüphelerim devam ediyordu. Hemen google’a gelen mailin konusunu ve içeriğini özetleyen anahtar kelimeleri yazdım. Çıkan ilk bilgi şöyleydi: “apple hiçbir zaman tüm bilgilerinizi girmeniz gereken ve onaylamanızı söyleyen bir sayfa açmaz, bu şekilde gelen mesajlar phisihing yapıyordur.”
Bu phishing terimi de sanal dolandırıcılık terimi, söylenişi İngilizce “balık tutmak” anlamına gelen fishing’e benziyor; tam da balık tutar gibi sanal avları oltaya getirmeye çalışıyorlar.  Daha da emin olmak için, önceden gelen fatura bilgilendirme mesajlarına baktım; farklı bir formatta.  Dolayısıyla artık mesajın gerçek olmadığına emin oldum!
Bazen de etrafta, sosyal medyada yalan yanlış haberler dolaşıyor. Mutlaka size de olmuştur, bir bebek için kan arandığını söyleyen ya da ücretsiz tekerlekli sandalye dağıtıldığını söyleyen mesajlar, haberler, bilgi kirliliği. Eğitim koçuymuşsunuz, mühendismişsiniz, profesörmüşsünüz, öğrenciymişsiniz ya da ev hanımı hiç fark etmiyor; hayat dijitalleştikçe, maalesef böyle sahtecilere hepimiz maruz kalıyoruz. İşte tüm bunlar arasında hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğunu ayırt edebilmek çok önemli.
Her ne kadar yeni kuşak dijital dünya söz konusu olduğunda bizden bir (hatta birkaç) adım önde olsa da, sanal bazı tuzaklara düşmemek için hayat deneyimi halen daha gözü açık olmamızı sağlıyor. Hatta Stanford Üniversitesinde(1) 7800 öğrenci ile yapılan bir araştırma öğrencilerin %80’inin haberlerin doğruluğunu değerlendirmede zorluk yaşadığını ortaya koymuş. Daha önce yazdığım gibi ergenlik döneminde gençlerin beyninin mantık yürütmeye yarayan rasyonel kısmı henüz tam gelişmediği için bu değerlendirmeyi yapmakta zorlanıyorlar. Ama bir yan neden de okulda sadece belli filtrelerden geçirilmiş, kontrollü bilgiye maruz kaldıkları için gerçek hayatta bu ayırımı yapma ihtiyacı duymadan, doğrudan güvenmeyi tercih etmeleri.
Yani gençlere, aynı, “evinin kapısını kilitle”, “çantanın fermuarını kapalı tut, toplu taşımaya bindiysen çantanı önüne al” der gibi bu kez sanal dünyada güvenlik öğütleri vermek gerekiyor.  Gelen mesajlara kafalarını çevirmeleri de bir çözüm değil çünkü bir arkadaşımın kızı, e-devletten yurtdışından aldıkları telefon için gelen “telefonunuzu e-devlete kayıt edin, yoksa iletişime kapatılacak” mesajlarını hiç dikkate almadığı için bir gün çat diye telefonu iletişime kapandı. Uzun süre neden kapandığını anlayamadılar.
Bu yüzden çocuklarımızla bu konuda minik bir sohbet, onların da ufkunu açmak için faydalı olabilir. Aslında bazı yabancı ülkelerde “haberin doğruluğunu değerlendirme” başlıklı dersler bile konmaya başlanmış, biliyor musunuz?
İşte sanal dünyadaki haberlerin, mesajların, bilgilerin güvenilirliğini sorgulayabilmek yani trollenmemek için sorabilecekleri birkaç soru:

  • Mesajda bildiklerinizle çelişen, şüphe çeken bir durum var mı?
  • Sizde acıma, öfke gibi ani duygular yaratıp mantığınızı devre dışı bırakmak isteniyor olabilir mi?
  • Bu bilginin kaynağı neresi, bu kaynak güvenilir bir kaynak mı?
  • Gönderildiği söylenen yerin gerçek logosunu ya da kurumsal bilgilerini taşıyor mu?
  • Mesajda ya da haberde dilbilgisi kurallarına uyulmuş mu?
  • Mesaj sahibin adı, iletişim bilgileri, web sitesi, sosyal medya hesabı gibi bilgiler mevcut mu? Verilen iletişim bilgileri gerçek ve geçerli mi?
  • Google’da arama yaptığınızda, benzeri bir dolandırıcılık ya da aldatma haberi çıkıyor mu?
  • Mesajda bir görsel kullanıldıysa, bu görseli internette arattığınızda başka haberle bağlantılı olarak mı çıkıyor?
  • Mesaj güncel bir mesaj mı, üzerindeki tarih ne?

Hepimize trollenmediğimiz günler dilerim!