ACO Konferansı

Geçtiğimiz yıl aralık ayı ortalarında aldığım haberle, ABD’nin Atlanta şehrinde gerçekleştirilecek olan ve bu yıl (2013) 6.sı düzenlenen “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Koçları Konferansı”na konuşmacı olarak davet edildiğimi öğrendim ve çok heyecanlandım. Hem yeni şeyler öğrenebilecek, hem de Türkiye için oldukça yeni olan Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Koçluğu hakkında neler yapıyoruz anlatabilecektim. Kilometrelerce uzakta insanlar bizim ülkemizde, bu konuda neler yaptığımızı merak ediyorlardı ve bu inanılmaz gurur verici bir olaydı benim için.
12-14 Nisan 2013 tarihinde düzenlenen ACO (ADHD Coaches Organization) konferansında dünyanın pek çok yerinden gelen meslektaşlarım koçlarla tanışma ve okyanus ötesinde böylesine sıcak bir ortamda bulunmak inanılmaz keyifliydi. Türkiye’de Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivete Koçluğu konusunda neler yaptığımızı ve ABD’de JST Coaching ile nasıl bir iş birliği içinde olduğumuzu anlattığımız oturuma İsveç, Danimarka, Avustralya, Kanada ve İngiltere’den koçlar katıldılar. Amerika’da ve dünyada DEHB koçluğu hareketinin öncülerinden Jodi Sleeper Triplett, DEHB koçluğu yaparken takip edilmesi gereken değerleri ve İz Koçluk olarak işbirliğimizin en temelinde yatan ilkeleri;

• Büyük düşünün
• Cebinizi değil, kalbinizi açın
• Fırsatları görmeye çalısın
• DEHB konusunda daha fazla bilgi sahibi olun
• Kültürel ihtiyaçlara kulak verin … şeklinde gerçek ve samimi duygularla açıkladı.

Konferansta İlk gözlemim Dikkat Eksikliği Hiperkativite koçlarının çoğunun psikolog, terapist ya da öğretmen olmalarıydı. Türkiye’de ise genelde koçluk mesleğini yapanlar daha çok kurumsal hayatta yer alan özellikle de bankacılık ve ilaç sektöründe çalışmış kişilerden oluşuyor. Psikolog ve Öğretmen koçların sayısı ise oldukça az.  Burada artık şunu söylemek gerekiyor; Türkiye’de koçluğa ilgi gösteren öğretmen ve psikolog geçmişine sahip koçların sayısı artmalı. Koçluk eğitimlerinin uzun süreli ve biraz da ekonomik olarak ciddi bütçelere mal olmasını dikkate aldığımızda sayının az olacağını düşünebiliriz. O zaman da kesinlikle koçluk becerilerini kullanan öğretmen ve psikologlar artmalı diyorum. Gençlerle çalışmanın ayrıcalıklarına sahip olmak hele de bir koç olarak yaşamak gerçekten muhteşem bir duygu. Gençler artık gerek öğrenci olmak süreçlerinde akademik performansları, gerekse DEHB de kendilerini yönetmek için koçluğu daha fazla tercih ediyorlar. Gençlerle çalışacak koçların ise gençlik, ergenlik, öğrenme, gelişme, büyüme gibi pedagojik yaklaşımlara hakim olması gerekiyor. Öyle ha deyip hemen herkes gençlerle çalışmak yolunda yer alamaz almamalı.
Mesleki sorumluluğumuz kapsamında Türkiye’de koçluk ve özellikle DEHB Koçluğu konusunda yaptığımız çalışmaların ne kadar değerli olduğunu fark etmek çok gurur vericiydi. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite sorunu yaşayan bir gence koçluk yaparken sadece onun kendisine koçluk yaparak kalamazsınız. Eğer DEHB’li gençleri güçlendirmek ve onları daha güvenli ortamlarda geleceğe hazırlamak istiyorsanız;  koçluğun odak noktasına genci alıp onun etrafındaki herkese koçluk becerileri kazandırmalısınız yaklaşımıyla Öğretmenlere ve Anne babaları bilinçlendirmek için yaptığımız çalışmaların ne kadar da değerli olduğunu katılımcılara anlatırken fark ettim. İstanbul İl Milli Eğitimi Müdürlüğü ile birlikte yaptığımız projeden bahsettiğimde beni şaşırtan şey ABD’de okulların koçluk işine hala bazı noktalarda tereddüt ile bakıyor olmalarıydı. İstanbul İl Milli Eğitimi Müdürü Dr. Muammer Yıldız’dan aldığımız desteği anlatıca insanların şaşırması beni daha fazla şaşırttı. Dr. Yıldız’ı nasıl ikna ettiğim gibi sorularla da karşılaştım oysa ikna etmek gibi bir durum söz konusu değildi. Biz faydayı anlattık ve sevgili Müdürümüz de hiç tereddüt etmeden projeyi destekledi ve biz de Öğretmenlere yönelik proje başlattık.
Sunumun sonunda gelen sorulardan bir tanesi her zaman karşılaştığım sorulardan biriydi ne kadar çok uzaklarda olsanız da insanın olduğu yerde bazı sorunlar hep aynı hiç değişmiyor.
Avustralya’dan gelen koç arkadaşım “Siz bunları yaparken sizleri aşağı çekmek isteyenler olmuyor mu? Olumsuzlukları öne çıkaranlarla nasıl baş ediyorsunuz?” diye sordu… Ben de her zaman verdiğim cevabı verdim. “Baş etmiyorum. Ben sadece işimi yapıyorum.”
Bir şeyler bildiklerini sananlar, sadece izlerler.
Artık Bilmek yetmiyor.
Bilmek ve yapmak gerekiyor.

Elgiz Henden