NEDEN Mİ? NASIL MI ?

Koçluk son zamanların en popüler uğraşısı. Dünya çapında meslek olarak kabul edilmesine rağmen, Türkiye’de standartları henüz tam olarak yerleştirilmiş değil. Böyle olunca da meslek olarak kabul edilmiyor. Ne var ki, yapmak istediğiniz her şeyde sizin en kısa sürede çözümler bulmanızı sağlayan koçluk sistemi, ülkemiz eğitim dünyasında, yeni yeni de olsa, kullanılmakta. Yeni bir şeylere alışmak, hatta alışmaktan öte kullanmak, değişime direnç gösteren toplum olma özelliğimiz nedeniyle de zor. Buna rağmen iş dünyasında yaklaşık 10 yıldır kullanılan koçluk sistemi, etkili sonuçlar yarattığı için, eğitim alanında da başarılı olacağını gösterdi.
Koçluk yaklaşımlarının eğitimde kullanılması gerçek bir uzmanlığı gerektirir. Yaşam koçları işleyen süreçkonusunda uzmanken, eğitim koçları hem süreç hem de eğitim konusunda birer uzman olmak zorundadır. Eğitim koçunun öğrencilere destek olabilmesi için eğitim dünyasında gerçekleşen hemen her değişiklikten haberdar olması gerekir. Şüphesiz bu değişimleri son yıllarda izlemekte hepimiz güçlükler yaşıyoruz. Eğitim belki de en fazla değişim yaşadığımız sektör. Neredeyse her yıl sınav sisteminde yaşadığımız değişiklikler, uygulanan yöntemlerdeki değişiklikler, not sistemindeki değişiklikler, bütün hepsi gençlerin değişen sisteme kendilerini uyarlama gereği yanında sistemin getirdiği yenilikler nedeniyle de bocalamalarına yol açıyor. Sistem değişirken sisteme hizmet edecek olan alt yapı değişikleri sistemin değişim hızına yetişemiyor. Dolayısıyla gençler ve onlara hizmet eden sistem arasındaki sorunlar öğrencilerin gelecekleri konusunda verdikleri kararların sürekli değişmesine yol açıyor. Kararları sürekli değişen öğrenciler ne yapacaklarını ve nasıl yapacaklarını bulmakta zorlanıyorlar. İşte tam da bu noktada koçluk öğrencilere destek olabilecek çok etkili bir yöntem sunuyor. Ne tür bir değişiklikle karşı karşıya kalırlarsa kalsınlar, öğrencilerin, yapmak istedikleri için hazır olmalarını sağlıyor.
Koçluğun popüler olması birçok insanın koçlukla ilgilenmesine neden oluyor. Özellikle eğitim sektöründe gençlere yardımcı olma sorumluluğu ayrı bir öncelik taşıyor. Bu sorumluluğun farkında olmak hem koçluk süreci hakkında eğitim almanızı hem de eğitim dünyasındaki değişimleri izlemeyi zorunluluk haline getiriyor. Gençlerin ve ebeveynlerin koçluk hakkında yeterince bilgiye sahip olmamaları, kendisini “ben koçum” diye tanıtan herkese inanmaya hazır olmaları, koçluk sürecini bilmeden gençlere iyi niyetli de olsa yardım etmeye çalışan kişilerin sayısının artmasına neden oluyor.
Kolayca eğitim danışmanlığıyla da eğitim rehberliğiyle karıştırılabilen bir meslektir koçluk. Sadece eğitim konusunda uzman olan, ancak özel bir eğitim sürecini gerektiren koçluk eğitimi almamış kişiler öğrencilerin yatma saatlerinden, yediklerine içtiklerine, arkadaşlarına, ilişkilerine kadar pek çok özel alanına müdahale ederek farkında olmadan gençlerin bir birey olma özelliklerini yitirmelerine neden oluyorlar. Yardımcı olmak adına gençlere zarar vermek, iyi niyetle başlasa bile, kaçınılmaz oluyor.
Dolayısıyla eğitim koçları hem koçluk süreci hem de eğitim konusunda birer uzman olmak ve kendilerini her iki alanda da sürekli geliştirmek zorundadırlar.
Eğitimde kullanılan koçluk yaklaşımı gençlerin, bugüne kadar ne yaptıklarını ya da neden yaptıklarını değil, bundan sonra nasıl yapacaklarını sorgular. Koç birlikte çalıştığı kişiye “ne yapmak istediğini ve bunu nasıl yapmak istediğini soran” kişidir. Nedenleri sormaz, ne yapıldığını da sormaz. Böylece, kendilerine hep bir tür hesap sorulmasına alışmış olan gençler, o ana kadar yaptıklarıyla ya da yaptıklarının altında yatan nedenlerle ilgilenmek yerine, hedeflerini (“ne yapmak istediklerini”) ve hedeflerine ulaşma yolunu (“nasıl yapmak istediklerini”) soran biriyle karşılaştıklarında şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar.
Alışılmışın dışında bir yaklaşımla karşılaşmış olmanın heyecanıyla size neler yapmak istediklerinden söz etmeye başlıyorlar. Takılıp kaldıkları noktaları, karşılarına dikilen engellerini bir bir anlatmaya ve koçla birlikte bunlara çözüm yolları bulmaya çalışıyorlar. Size bahaneler üretmek, savunmalar geliştirmek yerine düşünmeye, yapmak istedikleri için nelere sahip olduklarını görmeye, nelere ihtiyaçları olduğunu bulmaya ve “nasıl daha iyi yaparım?” diye kendilerini sorgulamaya başlıyorlar.
Belki de koçluğun en etkili sonucu elde etmesinin nedeni, gençlerin “nasıllarını” bulmalarını kolaylaştırmasıdır. Bir an için size de şu tür sorular yöneltildiğini düşünün: “Gerçekten ne yapmak istiyorsunuz?” ve “Bunu nasıl yapmak istiyorsunuz?”
Ne cevap verirdiniz?
Cevabınız “ne istemediğiniz mi? yoksa “gerçekten ne istediğiniz mi?” olurdu. Cevabınız bugüne kadar “Nasıl yapamadığınız mı?” yoksa “nasıl yapmak istediğiniz mi?” olurdu.

Elgiz Henden