TUTARSIZLIK KONUSUNDA TUTARLIYSANIZ… O OLMADI İŞTE!

Çocuk yapmaya karar verirken neleri düşündünüz? Hayalleriniz neydi? Örnek anne-baba kimdi sizin için? Siz neleri asla yapmayacaktınız? Ya da neleri mutlaka yapacaktınız? Peki ya eşinizin düşündükleri, istedikleri, planladıkları, hayal ettikleri? Sonunda hemfikir kaldınız, çocuk sahibi oldunuz. Sonra çocuğunuzun dişleri çıktı, katı yemeğe başladı, emekledi, yürüdü, koştu, konuştu, anaokuluna gitti, ilkokula başladı, ortaokul, lise derken üniversiteden mezun oluverdi… Bazılarınız tüm bu evreleri geçirdiniz. Daha yolun başında olanları nelerin beklediğini artık biliyorsunuz. Keşke yolun başındayken siz de bunları bilse miydiniz? Bilemezdiniz. Zaten bilmemek belki de en iyisi. Ama hazırlıklı olmakta fayda var. Çocuk yürümeye hele bir de konuşmaya yani sosyalleşmeye başladı mı ipler yavaş yavaş elinizden kaymaya başlıyor.
Kurallarınıza ne olacak? Hayallerinize? Doğrularınıza? Yanlış bildiklerinize? Çocuk yetiştirmek kolay değil. Zevkini, verdiği mutluluğu kimse sorgulamıyor ama aradaki o küçük mutsuzluklar bazen hayatı her iki taraf için de çekilmez yapabiliyor. Sadece o günlük de olsa…İşin sırrı anne-babanın tutarlı olmasından geçiyor. Evet eşinizle her zaman aynı şekilde düşünmek, aynı şeylere inanmak zorunda değilsiniz. Belki de sizi birbirinize çeken de o farklılıklarınızdı. Bunları bilerek, kabul ederek, karşılıklı anlayış göstererek evlendiniz. Ama söz konusu çocuğunuz oldu mu “tek beden, tek dil, tek tavır” olmanız gerekiyor. Eşinizle taban tabana zıt düşünseniz bile. Size, çocuğunuza karşı, onun hayatını mahveden bir çete olun demiyorum tabi. Aynı olay karşısında eşinizle aynı tutumu sergilemeniz, aynı şeyi savunmanız çok önemli. O savunduğunuz şeye inansanız da inanmasanız da… Ben neler diyorum böyle?Çocuklar zaafları çok küçük yaşta keşfetme yeteneğine sahipler. Kim yufka yürekli, kimden ne için izin koparabilir, annesine mi sormalı babasına mı? Bunların hepsini daha ufacıkken hemen kavrayıverirler. O yüzdendir markette kendini yere atmalar, o yüzdendir anne gözünün içine bakınca yaramazlığı kesmeler ya da o yüzdendir babayla şımarmalar. Evin iyi polisini, kötü polisini çok iyi bilirler onlar.
Evde iyi-kötü polis ayrımı yoksa (yani tutarlı anne-babalardansanız) aradıkları iyi polisleri nerede bulacaklarını da bilir onlar. Anneanne, babaanne, dede, hala, teyze… Ne güne duruyorlar? Bazı ailelerde “iyi polis-kötü polis” ayrımı bilerek yapılır. Örneğin anne iyi polisliğe soyunur ve “Aman babanız duymasın, alın bu fazladan harçlığı”, “Aman babanız duymasın, anahtarı bıraktım. Gelince ona görünmeden sessizce girin” gibi çocuklarıyla ortak gizli işler çevirir. Ya da tam tersi, kötü polis anne yemek öncesi abur cubur yemek konusunda çok katıyken, iyi polis baba gizlice bir kaç şekeri çocuğun avcuna sıkıştırıverir! Bunlar aileye özgü tercihler olmasına rağmen, çocuk açısından pek de sağlıklı değildir. Üstelik “kötü polis” olan taraf için de yıpratıcı olabilir.Peki Anne ve babanın, aralarında tutarsız olup, ağız birliği etmemeleri yani birinin evet dediğine diğerinin hayır demesi; birinin hoş karşıladığı ve destek verdiği bir duruma diğerinin şiddetle karşı çıkması, ya da eşlerin birbirlerinin arkasından gizli gizli iş çevirmesi çocuk açısından ne gibi sakıncaları olabilir? Çocuğunuz;Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu tartamaz hale gelir. Bir süre sonra doğru ya da yanlışla değil sadece ceza alıp almayacağı ile ilgilenir.Tutarsız davranışlarınız sonucu, çocuğunuz da tutarsız davranmaya başlar, hatta bu , kaygı davranışlarını tetikleyebilir (tırnak yeme, tik, konuşma zorlukları, uyku ve yeme bozuklukları gibi). Kendini taraf tutmak zorunda hissedebilir. Bu onu stres altına sokar. Anne ve babanın otoritelerini sorgulayabilir. “Daha onlar birbirlerini ikna edemezken, ben niye dediklerini yapayım ki?” diye düşünür. Zamanla karar vermekte güçlükler yaşar. Çünkü bir doğru-yanlış kavramı oluşturamamıştır.Ağız birliği yapmamak otorite boşlukları da yaratır. Çocuk bu boşluğun farkına vardığında, bunu kendi lehine kullanmaya başlar ve bir de bakıvermişsiniz adım adım oturtmaya çalıştığınız sınırlara, kurallara veda edip, ipleri çocuğunuzun eline vermişsiniz.
Böyle bir durum ile karşılaşmamak için eşinizle tutarlı olmanız gerekiyor. Böylece çocuğunuz size de gelse, eşinize de gitse aynı tepki ile karşılaşacağını bilir. Zamanla çocuğunuz, sınırlarını bilip ona göre hareket edeceği için kurallarla ilgili sıkıntılar yaşıyorsanız onların da giderek ortadan kalktığını görürsünüz.Çocuk küçükken karşılaşacağınız sorun; bir oyuncak almak, parka gitmek gibi basit konularla ilgili olacağı için çocuğun kimden bu konuda izin koparacağını bilmesi o dönemde size şirin gelebilir. Ama hep o yaşta kalmayacak, değil mi? Arkadaşları ile geç saatte dışarıya çıkmak isteyecek, alkollü içecekleri denemek isteyecek, sigara içse ne olacağını merak edecek… Sigara ya da alkole sırf eşinizle ağız birliği etmemenizden kaynaklanan otorite boşluğundan faydalanıp başlamasını istemezsiniz değil mi? Önemli olan hangi konu karşısında nasıl tepki vereceğinizi önceden biliyor olmanız. Ama her şeyi önceden kestirip, eşinizle birlikte önceden karar verme şansınız tabi ki yok. Önemli olan ”Çocuğun yanında biriniz bir şey dediğinde diğerinizin buna itiraz etmemesidir”.
Evet zor! Sırf eşiniz karşı olduğu için sonuna kadar savunduğunuz bir durumda çocuğunuza HAYIR demeniz gerekebilir. Ya da tamamen karşısında olduğunuz bir durumu ONAYLAMAK zorunda kalabilirsiniz. Sizin anlayışınıza taban tabana zıt bir konuyu canhıraş savunmanız gerekirse, bunun çocuğunuzun iyiliği için olduğunu hatırlamanız işinizi kolaylaştırabilir. Söz konusu çocuğunuzun kendine güveni, kendi doğrularını oluşturması, cezayı hesaplamak yerine doğruyu yanlışı tartması ise yapmanız gereken bu. “Çocuklar Duymasın” dizisini seyretmemiş bile olsanız, mutlaka duymuşsunuzdur. Hele de oradaki “Mutfak!” repliklerini. İşte anne babanın tutarlı olabilmesi için çok iyi bir örnek. Diziyi övdüğümü sanmayın. Diziyi beğeniyorsunuzdur ya da beğenmiyorsunuzdur ama şu “mutfak” tutarlı olmak adına iyi bir taktik. Çocuğunuzun önünde farklı düşünceleri savunup kafasını karıştırmak yerine, “mutfak” sonrası onun karşısında hemfikir kalmış anne-baba olarak dikilebilirsiniz. Kimse de iyi polis ya da kötü polis olmak zorunda kalmaz.
“Mutfak” konuşmalarınız olur ya da olmaz. Birinizin onayladığını diğeriniz sonradan duyup karşı çıkabilir. Ama bu karşı çıkmalar çocuğunuzun yanında olmamalı. Çocuğunuzun şahit olmadığı, kendi aranızda yaptığınız konuşma sonrasında “esnemek” isteyebilirsiniz. Aman yine dikkat! Yaşı ne olura olsun, çocuklar bu esnemeleri de çok iyi kullanırlar. Bunun için “mutfak” gibi ailenize özel taktikler geliştirebilirsiniz. Ne de olsa kurallar esnetilmek içindir (mi?). Böyle bir durumda bir arkadaşımın uyguladığı taktiği önerebilirim ya da siz de ailenize özel bir taktik geliştirebilirsiniz. Tutarlılık bozulmadığı sürece… Arkadaşım geri dönüşü olmaz denilen noktalarda “özel izin” kullandırıyor çocuklarına. Yani olmaz dediği bir şey için, nadiren de olsa, sadece ama sadece bir seferlik “özel izin” veriyor.
Eşiyle hemfikir kaldıkları konularda elbette. Ama dikkat! Bunlar gerçekten özel izinler. Yılda bir, bilemediniz iki, belki üç kere insanın başına gelir. Yoksa tutarlılığın ucu kaçıverir. Peki ya eşimizle bir arada değilsek ve “mutfak” deme şansımız yoksa dediğinizi duyar gibiyim. Yani diyelim iştesiniz, telefonunuz çaldı ve çocuğunuz telefonun ucunda “Çocuk yetenek yarışmasına katılabilir miyim? Lütfen lütfen lütfeeeen” diye ısrarla soruyor. Mutfağa çağırıp, şöyle diyelim diye kararlaştırabileceğiniz bir durumda değilsiniz. O zaman da, cevap vermeye şu sihirli soruyla başlayabilirsiniz: “Annene/babana sordun mu? O ne dedi?”. Eğer ortada çetrefilli bir konu varsa ve eşinizin cevabını kestiremiyorsanız da  “Bu önemli bir konu, buna annenle/babanla konuştuktan sonra karar verelim” deyip, ortak bir cevap vermek için vakit kazanabilirsiniz.Sorulara verilecek cevaplar, o ailenin kurallarına ve değerlerine göre değişecektir. Siz çocuğunuza bu değerleri, sınırları, kuralları bebekliğinden itibaren açıklayarak ve bizzat kendiniz uygulayıcısı olarak öğrettiğinizde çocuğunuz da bunlara uygun davranmaması için bir neden yok. Sizin cevap vermenize gerek kalmadan, çocuk zaten geliştirdiği iç denetim sayesinde, cevabı kendisi biliyor olacak. Yani, belki zorlanacaksınız, ama sonrası hem çocuğunuz hem sizin için daha kolay olacak. Unutmayın çocuğunuzun hayatta kendi özgün izini bırakabilmesi için,  “ağız birliği edip tutarlı olmak” anne-babalığın olmazsa olmazlarından!

KAYNAKÇA:
http://www.risalehaber.com/tutarli-davranislarin-cocuklarin-gelisimlerine-katkisi-5509yy.htm
http://www.anneboyutu.com/Haber?onu-severken-tutarli-olun&ArtId=11833

http://www.mansetkocaeli.com/yazar-38693_Nasil-tutarli-anne-baba-olunur

http://www.yenigungazetesi.com.tr/yasam/tutarsiz-anne-baba-tutumlari-ve-sonuclari-h6197.html-h6197.html
http://www.empoweringparents.com/Parenting-Differences-How-Your-Child-May-Be-Using-it-Against-You.php
http://lorton.patch.com/groups/opinion/p/the-perils-of-good-cop-bad-cop-parenting
http://www.empoweringparents.com/cop-parenting.php#